16 Ağustos 2008 Cumartesi

Elde Var Umut!..

İnsan istiyor ki, ferahlık veren, nefes açıcı şeyler yazalım Beşiktaş hakkında. Umutlu olsun, güleç olsun. Sonuçta çocukluktan Beşiktaşlıyız.
C.D.


futbolu gerçekten seven güzel insan, güzel Beşiktaş'lı Cem Dizdar'ın 16 Ağustos tarihli, yine kendine has tarzı, tüm Beşiktaşlı karamsarlığıyla ve Attila İlhan kurnazlığıyla:) son yazısı;


Elde var umut!


Neresinden bakarsanız bakın, futbol eğlenceli oyun. Ne kadar sıkılsanız da eğlenmek, mizah yapmak için size bolca hep şans tanıyor. 11 yaşındaki Beşiktaşlı yeğenim Doruk Özdemir’le Yakup 2’nin terasındaki ‘dev ekran’ın karşısında maça takılıyoruz. Benim önümde nar gibi iki ‘Çingene Palamutu’, karnı tok olan Doruk’un önünde kalamar... Bir yandan merak ediyorum bu kadar sıkıcı bir oyunun ardından kim nasıl teknik analiz yapacak diye, diğer yandan sıkıntıdan patlamamak için sağa sola telefon açıp geyik yapıyorum.
Yılladır İnönü’ye birlikte gittiğim Adnan Bostancıoğlu’nu arıyorum bir ara, belki o benim göremediğim bir şeyleri görmüştür diye. Ne gezer.. Onun da sesinde bir ‘bitse de gitsek’ havası. Bir ara diyorum ki Adnan’a, “Bugün ‘Ahmedinecad trafiği’ne takıldım. Ama yarın kombineyi almaya gideceğim.” Koy veriyor kahkahayı, “Ben de alacağım ama senin vereceğin 1200 lirayı bana verirlerse. Üste para almadan kombine almam.”

Kendimi düşünüyorum o ara. Sanırım, Deniz Baykal’a olan tüm öfkesine ve ona dair hiçbir umudu kalmamasına rağmen, yanlış yaptığını bile bile sırf AKP’nin önünü keseceğini düşündüğü için ağır bir iç sıkıntısıyla CHP’ye oy veren birine benziyorum.
Tamam, daha lig başlamadan karamsar bir dil tutturmayayım istiyorum. Tutturmayayım da, hiç mi hakkımız yok iyi bir takım izlemeye.
Bakın şimdi, şöyle bir maç sonu demeç harmanlaması yaptım... Denmiş ki, “Siroki mahalle takımı değil. Çok koşan çok iyi oynayan bir takım.” Güler misin, ağlar mısın misali. N’olur insaf edin! Bizim de hassas duygularımız var, onlarla bu kadar oynayıp bizi de bu kadar cahil yerine koymayın lütfen.
Değil bizim Süper Lig, ‘Yükselme Grubu’nda oynamakta zorlanacak bir takımla yapılan maçta üç pozisyonu mumla arıyorsak elbette bunun için Siroki’nin başarısını kutlamak gerek. Peki ama ya bizim takım? Onun için ne söyleyeceğiz?
Düşünün, hayatında en sıkıldığı filmi, en sıkıcı maçı bile sonuna kadar izleyen ben, dayanamayıp 70’te kalktım televizyonun başından. Bunda uykusu gelen Doruk’un da payı vardı elbette ama ondan daha fazlası Beşiktaş’ın oyunuydu.

Düşünüyordum maç sırasında “Delgado’ya bir şey olsa ne olur?” diye, yanıtını bulamadım. Sanırım yanıt, “vasat bir takım” olurdu. Bir de, takımı iki sezondur bu kadar sıkıcı oynatan teknik direktörün yıllık kazancını düşündüm... Hele bunu düşününce nasıl oluyor da insanın dudağında aylarca kapanmayacak uçuk yaraları açılmıyor, en çok da buna şaşıyorum.
Ama yine de diyorum ki; umut etmekten başka çıkar yolumuz yok. Bu sezon da yine birlikte söyleyeceğiz şarkımızı; “Çocuklar inanın, inanın çocuklar. Güzel günler göreceğiz güneşli günler...”

2 yorum:

Tores Beluga dedi ki...

İşin en güzel yanı Çocuklar İnanın diye haykırırken, çok büyük bir inançla söyleyebilmek bunu. Yani tüm olumsuzlukların ve umutsuz durumun farkında olup, inadına umuda yolculuk etmek. Beşiktaşlılık böle bir şey işte tadında bir duygu seli. O umut her daim elde var. Yitmesi de mümkün değil. Yitiren bizden değil çünkü. Beşiktaş var olduğu sürece umut da varolacaktır.

Beşiktaş sen benim umudumsun...

Baggio dedi ki...

Aslında ben bu sene biraz daha umutluyum.Evet benim aklımı da en çok kurcalayan Delgado ya bişey olunca ne olucağı?Kafamdaki tek örnek geçen seneki GS olayı.Lincoln sakatlandığında herkes gibi ben de GS ın 10 numarasız ilk 4 e giremiyeceğini düşünüyodum.Ama öyle olmadı yardımcı oyuncu Arda bir anda başrolü kaptı.Bakıyorum biz de bu seviyede bir oyuncu belki Serdar Özkan olabilir.Gençlere güvenmemiz lazım.En azından bu sene defansımıza güvenerek maç kazanabiliriz diyorum.Hatta yeterli sayıda süratli hücum oyuncumuz olmasa bile kontraatak futbolu bile oynayabiliriz.Benim için bu sene önemli olan Serdar-Emre-Aydın-Batuhan-Sezer gibi gençlerle yeni bir jenerasyon altyapısı oluşturulması.Canla başla oynayan bir kolej takımı havası bana bu sene yeter de artar.Herkese sevgiler-saygılar