25 Temmuz 2008 Cuma

The Sopranos


İllaki bir yerlerde duyulan, reklamını görülen fakat müptelası ne yazıkki pek de çok olmayan şahane dizidir kendisi.
Lost ile başlayan manyakça dizi çılgınlığı ile her dizide olağanüstü olaylar bekleyenler için olmadığını en baştan söylemek gerek.
The Sopranos sabır isteyen, izledikçe güzelleşen, mevzuların ağır ağır alevlendiği, meraktan çatlatmayan fakat dengeli senaryosu, birbirinden güzel oyunculukları ve her dinleyişte güzelleşen jenerik müziğiyle farklı bir tad arayanlar için birebir.

Hadiseyi kısaca anlatmak gerekirse Newjersey'deki illegal işleri yürüten, İtalyan göçmeni birkaç aileden oluşan sistemdeki Soprano ailesine mercek tutan, çok da tipik olmayan bir mafya ailesini konu alıyor.
Alışıldığı gibi acımasız, vuran kıran mafya tiplerinin aksine burdaki karakterler çok daha gerçekçi, çok daha insan en başta. Bir diğer farklılığı da bu adamların sosyal hayatını anlatması günlük yaşamlarında normal birer insan olarak yaşayan ama iş konusunda bambaşka kimliklere bürünen adamlar.


Soprano ailesinin ve dizinin başından ortalarına doğru ailelerin liderliğine gelen Tony Soprano başrolde ve ince mizahıyla bir o kadar da sertliğiyle, aile içindeki sorunlarıyla, çocuklarına laf geçiremeyen enteresan bir karakter çiziliyor. Başrolde Tony Sooprano rolünde James Gandolfini muhteşem performansıyla zaten diziyi izleme nedenlerinin en başında geliyor. İlk izleyenler için çene yapısı ve konuşmasıyla Marlon Brando taklidi olarak düşünenler olacaktır fakat izledikçe görülecektir ki Tony Soprano karakterini bambaşka bir adam, bambaşka bir karakter olarak canlandırmış. Keza huysuz ihtiyar rolündeki annesi, amcası Junior, başı beladan kurtulmayan yeğeni Christopher, güzeller güzeli Ade, sağlam adamları Silvio ve özellikle fenomen kıvamında Paulie rolündeki oyuncular ve diğerleri birbirinden farklı, renkli karakterler olarak diziyi sürükleyen isimler.


Mekan olarak seçilen Bada Bing adlı striptiz kulübü, Satriale kasabı, Artie'nin Lokantası ve bolca Soprano'ların bağırışları tükenmeyen evleriyle mekan olarak da gayet başarılı seçimler göze çarpıyor ki özellikle Bada Bing sahneleri şahane:)
Velhasıl tam 6 sezon boyu devam edip sonlanna geriye bir ton ödül ve iz bırakan, bana kalırsa tez vakit edinilmesi, izlenmesi gereken şahane olay...

Godfather ve Goodfellas gibi beyazperdenin efsane filmlerinden mutlaka miraslar alan ama olayları ve karakterleri bambaşka yorumlayan, kendine has üslubu, mafya jargonu, ihanetleri, polis-mafya dialogları, küfürün bir gelenek olduğu, bir anda yükselip düşen tansiyonu ve tüm gerçekçiliğinin yanında 80'den fazla ödülüyle de beğenileri kazanmış, imzasını koymuş benzersiz bir deneyim izleyenler için.

1 yorum:

ersoy dedi ki...

benim için bugune kadar izlediğim muazzam 3-4 yabancı diziden birisidir kesinlikleee---- cok güzel olmuş buraya yazman....