4 Ağustos 2008 Pazartesi

Partizan'a Kulak Çekmece


Irkçılığın, faşizmin yükselmesinde futbolun ve tribünlerin etkisi yadsınamaz. Keza ülkemizde futbol da başlı başına milliyetçilik olgusu altında yürütülüp ekranlardan sunuluyor.
Aşırı milliyetçiliğin her daim vuku bulduğu özellikle taraftar gruplarının şiddet gösterileriyle olaylar çıkardığı en önemli ülke Sırbistan, onu Rusya, Polonya, Yunanistan gibi ülkeler izliyor.

Aslında bakıldığında şimdiye kadar Ajax ile beraber en çok futbolcu yetiştirmiş, sağlam altyapılardan birine sahip bir kulüp Partizan. Mevzubahis olaylarla geçmişe baktığımızda ise ironi ötesi bir durum çıkıyor karşımıza. Kulübün ismini 1945'te Belgrad'da, 2.Dünya Savaşı sırasında işgalci güçlere karşı kurulan komünist partizan grubundan almış olması...


Açıkçası Sırplar ayrı bir millet, genellemelerden hoşlanmayan bir vatandaşım ama bu adamların alayı aşırı milliyetçi, yeri gelince de gözünü kırpmadan adam öldürebilen, Müslümanlıkta anne kavramının anlamını bildiklerinden savaş sırasında binlerce kadına kasıtlı şekilde tecavüz edip hamile bırakan ve çocukları dünyaya zorla getiren, insanda iğrenme hissi yaratan insanların çoğunlukta olduğu bir millet.

Partizan taraftarlarının yargılanmasına Lahey'de yeni başlanan, insan katiili ve insaniyet yoksunu Radovan Karadzic için 23 Temmuz'da Lyn ile oynanan maçta açtıkları pankartlar, tribünlerde salladıkları bayraklar UEFA'nın da dikkatini çekmiş olacak ki kulübe uyarı yazısı gönderip, ihraç fahi edilebileceklerinden bahsedilmiş.


Geçtiğimiz sezon Bosna takımı Mostar'a karşı yapılan UEFA 1.tur mücadelesinde çıkan olaylar nedeniyle de 1 yıl men cezası dahi verilebilirmiş. Umarım ırkçılıkla, ayrımcılıkla göstermelik sloganlar ile mücadele eden UEFA insan katillerinin bayraklarının asıldığı takımları sırf bu yüzden bile avrupa turnuvalarına almamalı demek geçiyor içimden ama Bosna Srebrenica'da Hollanda askerlerinin Sırplara insanları ikram edercesine teslim edişi aklıma gelip gerçekçi ol diyorum kendime, kimin umurunda...

5 yorum:

Tores Beluga dedi ki...

Uefa'nın tavrı "let's kick racism out of football" dan ibaret. O da yalandan, yaptırımları ağır olmadığı sürece de bir şey değişeceğini sanmıyorum.

Avrupa şöyle medeniyiz hikayelerini uyduradursun, ırkçılığın yuvası olmaya devam ediyor. İspanya'da Eto'o 'nun kızgın ve üzgün bir şekilde oyunu terketmek isteyişi geliyor aklıma. Mahallede oyun oynarken, biri yaktı mı canımızı gitmek isterdik. Çocuksu bir iç acıyış, sadece o anı yaşayanın bileceği türden. Eto'o'nun ki de o misal. Peki Zaragoza ne kadar ceza aldı? 9 bin euro

ferdinand dedi ki...

Kesinlikle tores, uefa bilbordlarda falan no racism türü sloganları çok sevmesine rağmen, iş ceza vermeye gelince göstermelik tam anlamıyla.
Eto'o olayı oyundan çıkmak istemesi haklı bir tepkiydi, Aragones'in Henry için söyledikleri keza Javier Clemente'nin Eto'o için dün ağaçta oynayan adam inip oyunculara tükürüyor demesi, Polonya'da Olisadebe'nin bir deplasmanda muz yağmuruna tutulması tıpkı eski yıllarda İngiltere'de John BArnes misali ki İngiltere holiganizm ve ırkçılıkla en etkili mücadele eden ülke olsa gerek.

Tores Beluga dedi ki...

Ferdinand, aslında İngiltere'de yalandan mücadele ediyor. İnanışım bu yönde. Evet senin verdiğin Barnes örneği ile hemen sabit bir kare canlanıyor gözümde. Tribünlerden muz atıyorlar. O da topuğu ile saha dışına yolluyor. (Fotoyu bulursam yollayacağım)

Bu ayki 442'de bu konuyla ilgili hoş bir yazı var aslında. İngiltere'de neden siyahi teknik direktör yok diye. Futbolu bırakan İngiliz oyuncular hemen 1.lig ya da Premier'de göreve başlarken, siyahi oyuncular neden başlayamıyor. Bu da İngiltere'nin bakış açısını gösteriyor sanırım.

Tigana da mesela Fransa milli takımının başına geçirilmemesinin nedeninin rengi olduğunu söylemişti. Hatta bizim terbiyesiz menajerimiz de vaktiyle Tigana'nın rengine dokundurma yaparak, dünyanın sayılı kulüplerinin başında bu renkte hoca yok demişti. Şerefsiz herif.

Tores Beluga dedi ki...

Derken buldum fotoyu

http://www.liverpoolfc.tv/club/images/barnes.jpg

ferdinand dedi ki...

4-4-2'yi taze aldım hemen gözüme çarpan bu oldu bugün. Aslında farkında bile değilmişiz hakkaten, oyuncu bazında biraz da mecburiyetten ses çıkarılmasa da , teknik adam olarak kaale almamalarına akıl sır ermiyor.

Hangi mertebeye gelirse gelsin bazı inanışlar, örümcek beyinli düşünceler nesilden nesile ilerliyor ne yazıkki, güzel anekdot ve hatırlatma için sağolasın tores. muhabbetle...