5 Kasım 2010 Cuma

Cantona #7

“Babam da amatör olarak futbol oynamıştı, ama asla bizi zorlamadı. Şimdi aileler çocuklarını aslında kendi hayallerinin peşinde koşturuyor. Çocukların hayalleriyle ebeveynlerinkini karıştırmamak gerek.”

 ‘Bir+Bir’  adlı güzelim dergide yer almıştı yanılmıyosam, fenomen cantona'dan inciler...

Şair Julien Blaine’e göre futbol insanları uyutmaya yarıyor. Şiir ise uyanmaya ve daha iyi bir hayat arzulamaya, düşünmeye teşvik ediyor. Ne diyorsunuz?” Haliyle hafiften sinirleniyor çılgın Fransız. Kolajlayarak aktarıyorum: “Kültürel sefalet diyorsunuz ama futbol kültürün bir parçasıdır. Kimi tiyatroya gitmeyi sever, kimi maç seyretmeyi. Benim gözümde futbol bir sanat. Esas sefalet hiç tutkusu olmayan, hiçbir şey için heyecan duymayan insanlarınki. Sonuçta sinemada da, resim sergisinde de, konserde ya da statta da hepimizin aradığı şey aynı: Bizi sarsacak güçlü duygular. Futbolun uyutmaya yaradığını söyleyenler bu oyunun ne olduğunu kavrayamamış insanlar. Tabii ki güzel bir şiir okuyunca ya da film seyredince kendinize sorular sorarsınız. İnsanın kendisini sorgulaması çok önemli. Ama futbol taraftarları da maç sonrası kendilerine bir dolu soru sorar. Bazı sorular diğerlerinden daha mı değerlidir? Ben öyle düşünmüyorum.”

*İngiltere’de futbol neden daha güzel oynanıyor sorusuna ise çok şık yanıtı var Eric’in:
“Mesela Fransa’da takımların kendilerine has bir oyun tarzları yok. Çalıştıran antrenöre göre değişiyor. İngiltere’de ise Liverpool taraftarları Liverpool’un tarzını beğendiği için taraftardır. Antrenörler de buna uymak zorundadır ve zaten takımın stiline uyacak antrenör seçilir. Esasında, mesela Fransa’da kimse taraftarı olduğu takımı neden tuttuğunu bilmez. Halbuki elli yıl önceki Man. United’la bugünkünü karşılaştırın, oyuncular farklı, fakat oyun stili aynı. Hollanda’da Ajax gibi. Aynı şey Liverpool ve Arsenal için de geçerli. Niye o takımı tutuyorsunuz? Çünkü çocukken gördüğünüz oyun tarzına tutulmuşsunuz.”

2 yorum:

boraturkoglu dedi ki...

Evet Bir+bir'in Mart sayısında yer alan çok güzel bir Cantona derlemesi var. Aynı yazıdan aklımda kalan bir pragraf: "En çok ilgimi çeken konulardan biri delilik. Normallikle delilik arasındaki sınır nerede? Bu sınırı kim çiziyor? Deli olduğunu söyleyen bir sürü insan bana normal gözüküyor.."

ferdinand dedi ki...

Eric abi eksik olmasın feylezof gibi adam yahu,
delilik mevzuu da ayrı güzelmiş sağolasın hocam.