3 Ocak 2008 Perşembe

Charlie Chaplin


Erişilemeyecek bir zirve, Charles Spencer Chaplin (1889 - 1977)

Türk filmi tadında, inişleri ve çıkışları bol bir hayat, annesi operet şarkıcısı, babası da eski bir güldürü ustasıdır ama kendisini içkiye verince yoksulluk da beraberinde gelir.
Charles kardeşiyle bir tas çorba için hayır kurumlarının kapısını aşındırır ama bu işi beraber yapamazlar çünkü giydikleri ayakkabı aynıdır.
Ardından babasının ölümü ve bitmeyen yoksulluk...
Binbir çırpınıştan sonra tiyatro kumpanyasında iş bulur Chaplin.Tiyatro o anda onun için bir idealdan çok ölüm kalım meselesidir başarısızlık halinde açlık ve sefalet onu ve ailesini beklemektedir.
Bir rol kapar ve İngiltere'de salaş tiyatrolarda koşturup durur. Peşisıra birkaç rol ve bir topluluğa girer, sarhoş rolü oynadığı oyun tutar, yüzlerce kez sahnelenir, Avrupa'yı dolaşır dururlar.
Kimsenin dikkatini çekmeyen onlarca kısa film de çekmiştir o sıralar, bu filmler de beğenilince yadsınamayacak bir başarıya kavuşmuştur ve kendi yapımevini kurar.
1920'de ilk uzun süreli bir film yapar (The Kid/Yumurcak). Bu filmi The Pilgrim, a Woman of paris, The Gold Rush( Altına Hücum 1925) ve The Circus izler.
Bu arada iki kez evlenir, annesi akıl hastanesine kaldırılır, sanıldığı gibi bu adam 24 saat gülmemekte aksine çalkantılı bir hayat sürmektedir.
İki evlilik daha yapar, ardından City Lights ve Limelight gibi iki başyapıtı insanlara sunar.
Oynadığı ikinci film olan Kid Auto Races at Venice(1914)'te kendisini üne kavuşturan kılığa büründü.

Bu imajı; ayaklarını sağa sola açarak yürüyen, duygularını yüzüyle açığa vurabilen ve vücudunu ustalıkla kullanan Chaplin'in kıyafetleri de sette diğer oyuncuların kullandığı giyeceklerden kendi kendine yarattığı söylenir.
zamanla Şarlo kimliği olgnlaşır, en başta basit güldürü ögeleri varken şimdi toplumsal sorunlar, toplumsal engeller karşısında insanları güldürebilen bir adam vardır.
Artık filmlerinde kenar mahalle sorunları, yoksulluk da vardır, en önemli atağı The İmmigrant filminde düşlenen mutluluğun yine yoksulluk, işsizlik, yalnızlık getireceğini vurgulayarak toplumsal eleştirinin yoğunluğunu arttırır.
The adventurer'da da eski bir kürek mahkumunun hayatını anlatırken baskıcı toplum düzenine de göndermeler yapar.
Şarlo Asker'de ise savaş karşıtı barışçıl bir içerik vardır. Chaplin'inartık kapitalist Amerikan siteminin çelişkilerini vurgulamaya başlaması, birçok çevre tarafından tepkiyle karşılanmıştır.
Ardından güldürüyü dramla yoğurduğu birçok film peşinden gelir.

Chaplin'in sinemaya ses ögesi girdikten sonra çekmesine karşın, konuşmaya yer vermediği Cty lights(Şehir ışıkları,1931) çekilir çekilmez bir sinema klasiği olmuştur zaten.
Aklımıza gelecek, mesajı olan-olmayan, ringde boks yaparken, The Kids'te polisten kaçarken, bir çiçekçi kıza aşık olurken yada 1930 bunalımına göndermeler yaparken, Modern Zamnalar'da toplum düzenine tokat atarken, hele 1940'da Büyük Diktatör filmindesinema tarihinin benzersiz siyasal taşlamasınıyapar, içten ve alışılmadık tarzıyla selamlar herkesi Chaplin.
Chaplin'in güldürü ustalığının temelinde insan yapısını çok iyi tanıması yatar.
Normal durumda hiç gülünmeyecek bir durumu Chaplin sayesinde kıs kıs gülerek izleyebilirsiniz.
Ya da otorite figürü olan polisler su dolu çukura düşerken, Şarlo meşhur bastonuyla sakarlık yaparken, karşıtlıklar ve çelişkilerle bezeli yapıtlarına kendinizi kaptırabilirsiniz.
Chaplin güldürü ustasıdır ama aşırı güldürmekten kaçınır. Seyirciyi dakikalarca güldürmektense, içtenlikli kahkahaları yeğler.
Fransız sinema kuramcıları Chaplin'i Moliere'e ya da Shakespeare' e benzetir. Chaplin sinemanın, güldürüyle hüznü birleştirmeyi başaran tek ustasıdır.

Sıradan insanların karşı karşıya kaldığı baskıları, haksızlıkları, herkese hitab edengüldürüyle hüznün içiçe geçtiği, insan sevgisinin ağır bastığı filmlerinde, benzeri olmayan bir eleştiri anlayışıyla sinemanın dahisidir şüphesiz


Türk sinemasında başta The Kid filmindeki sahipsiz kız ve gariban bir adam tiplemesi birçok filmde işlenmiştir, Chaplin bütün dünyayı etkilemiştir, çağının çok ilerisinde olduğu tartışılmaz, bütün olanaksızlıklar ve kısırlık içinde çevirdiği akılalmaz filmler, göndermeler, bütün diplomatik engellemelere karşı diktatörlere en iyi cevabı veren, insanları kış uykusundan kaldıran büyük insan.
İlgilenenlere Chaplin'in hayatını anlatan, başrolde Robert Downey Jr.'nin döktürdüğü Chaplin filmini tavsiye ederim, çok nadir de olsa Cnbc-e'de gösteriyo, dvd'sini de bulmak zor değil. Filmde Robert Downey makyajın güzelliği bir yana oyunculuğuyla modern zaman Chaplin'i olmuş adeta, zaten burdaki rolüyle de Bafta ödülü kazandığını da ekleyelim.

Hiç yorum yok: