1 Ekim 2010 Cuma

fonda acı şarkı eşliğinde güzel futbol

Dün yine bu seneki maçların çoğunda alışılageldik şekilde rahat maç izledik. En son hangi sezon bu şekilde stressiz, kafayı yemeden maç izlediğimi düşününce Lucescu'lu kadro olsa gerek. Gol yesen dahi gram telaşlanmadan kendini herkesin yardımlaştığı, takım oyununun ön planda olduğu, göze hoş gelen hareketler, güzel futbol izleten şahane dakikalara bırakıp, kendinden geçiyosun sanki. İnsanlar buna hasretti, neticeden öte göğsünü kabartarak, gurur duyarak izleyecekleri, kendileriyle bütünleşen, sahada taraftarın istek ve arzusunu yansıtan karakterli oyuncularla dolu bir takım.

Rapid dün bizim eski halimiz gibiydi, biz tribün yapardık rakip top oynayıp 3 puanı alır giderdi rahat rahat, aynen o şekil ceryan etti olaylar. İki takım arasında bariz bir kalite farkı vardı ki ilk dakikadan kendini gösterdi. Holoskonun bencilliği falan hakkaten saçmalıktı mahalle maçıvari illa ben atıcam çabaları gereksiz olduğu kadar sinir bozucuydu, neyse ki istikrarsızlıkla suçladığımız bu senenin yıldızlarından Bobo sahneye çıkıp telaşları darmadağın etti. Guti yine arkadaşlarını telkin etmesi, hırsı, herzamanki oyuna aç hali ve bayıltan paslarıyla mest etti keza Quaresma belki de en etkili olacağının sinyallerini verdiği maçta sakatlandı şanssı şekilde. Ernst yine kusursuzdu, Ferrari tecrübesiyle Zapo da kim ulan dedirtti, en çok şaşırtan Tabata oldu ki dün çok başarılıydı yine kaçak güreşip rakibin arasında eriyip gitmedi aksine hep ayakta kaldı, topları olumlu kullandı. Hilbert yine gün geçtikçe kalitesini göstermeye başladı diyebiliriz, abartısız basit oyunu ve disipliniyle formayı alırım derken yabancı kontenjanı kurbanı olabilir haliyle yine.


Gelgelelim stadın adı değişti kaşla göz arasında, artık bazı şeyler alıştıra alıştıra değil bodoslama yapılıyor. Medical Park'a tepki gösterip buna sessi kalınması ise tam bir fiyasko. Semtte heryer yıkılıyor, Akaretler sosyetenin, bilet fiyatları uçuk düzeyde, kulübün borcu hayvani düzeyde, stadın ismi çarçur edilecek paraya satılıyor, semt takımıyız, farklıyız falan derken, -eğer kaldıysa- değerlerden bahsederken elde avuçta birşey kalmadı diyebiliriz. Biz de herkesleştik büyük hızla, taraftar profili de çaktırmadan değişirken olan haftasonunu iple çeken, gazete-dergileri kesip maç için konfeti yapan çocukla tek eğlencesi çocuğunu alıp maça gitmek olan yurdum insanına oldu. Birşeyler düzelirken, birşeyler hepten yok olmaya başladı.
Ülkenin ekonomik vaziyeti sonucu doğan çorbacı taraftar anlayışı olmasaydı keşke bağımsız, gerçek duruşu olan, tepkisini koyabilen, ülke çapında örgütlenebilen, hakkını arayabilen, gözü pek, alnı açık taraftarlar, insanlar olabilseydik keşke...

Hiç yorum yok: