12 Kasım 2008 Çarşamba

a love song for bobby long

''dost gibi gözüken düşmanım sana sesleniyorum:
sen, sen cebinde türlü hileleri olan..sen oradaki benim ihtişamlı dostum..
en utanç verici sırrıma sinsice baktın ve beni mahvettin!
tüm kalbimi çekicinin altına koyacak kadar sana güveniyorken..
yanlışlarını da doğruları kadar sevdiğim kafası şeytani bir bulutla kaplı dostum!
biz uzun sopalar üzerinde cambazlık yapan iki düşmanız.''

2005 yapımı, yönetmenliğini ustaca kotarmış Shainee Gabel filmi, izledikçe-paylaştıkça artan tat:)
Başrollerde ise hiç sevmememe rağmen bu filmle beraber saygı duyduğum John Travolta, ve tanrı güzelliği yarattı dedirten güzel varlık Scarlett Johansson ve onlara harika şekilde eşlik eden Gabriel Macht'ın bulunduğu, insanda mutlaka tekrar izleme isteği doğuran, ilerledikçe-mevzular geliştikçe bambaşka keyifler aldıran düşük bütçeli, nacizene yapım.

Filmde oyuncular kadar başrolde olan ise New Orleans şehri, insanların birbiriyle akraba derecesinde kaynaştıkları barlar ve blues müziği tabiki. Müziğiyle olduğu kadar yaşadığı acılarıyla günümüze gelmiş New Orleans filmde kişileştirilip karşımıza çıkıyor, şahane görüntüleri, manzaraları, her köşe başındaki barları ve güzel insanlarıyla oscarlık performans sergiliyor.

''keşfetmeye devam edeceğiz ve tüm keşiflerimizin sonunda başladığımz yere dönecek ve ilk kez bulunduğumuz yeri tanıyor olacağız.''

Filmde dönüm noktalarından biri de çokça bahsi geçen "the heart is a lonely hunter" adlı Carson Macculers romanı.
Fİlmde bohem hayatlar yaşayan eskinin kariyer sahiplerinin alkol dolu, bol sigara dumanıyla kaplı, kitap sohbetleri, edebiyat ve düşünürlerden akılda kalıcı replikler, blues ve 10 numara muhabbetlerle dolu hayatlar, hikayeler.
Velhasıl farklı tadlar almak isteyen sinefillere hararetle tavsiye edilenzi...

6 yorum:

Baggio dedi ki...

Sağlam birşeye benziyor.Zevkine güveniyorum Ferdinand.Bulup izliycem çok sağol..

ferdinand dedi ki...

eyvallah baggio, güven bana:)
orjinal dvd'sini indirimde bulabilirsin, yada divx falan bir şekil edin derim...
hörmetler.

marlonbarando dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
marlonbarando dedi ki...

Bu yorumu yayınlaman için yazmıyorum, sana ulaşmak için yazıyorum. Blogunu beğendim. Bundan sonra takip edeceğim. Sen de benim bloga bakabilirsin, belki hoşuna gidecek bir şeyler bulabilirsin. Kolay gelsin. (Türkçe'de ne kadar çok s harfi var değil mi?)

ferdinand dedi ki...

teşekkürler marlon:) sağolasın,
bende bloguna ziyaretler yapıcam mutlaka, hertürlü sinemasevere kapımız açık. marlon brando'ya da saygımız sonsuz ayriyetten...
selamlar.

pulsar dedi ki...

İnsanın içini ısıtan sıcacacık bir film evet çok büyük vaadi yok ama film bittiğinde yüzünüzde tebessüm ile ekrandan ayrılıyorsunuz. Çok taze izledim görüntülerinin yanında müzikleri ile de mest oldum