27 Kasım 2008 Perşembe

Fellini & Tatlı Hayat

“Öykü anlatıcılar olarak bizim görevimiz insanları bir istasyona ulaştırmaktır. Orada zaten herkes kendi trenini seçecektir... Ancak biz onları yola çıkacakları noktaya ulaştırmalıyız.” – Fellini


'Tatlı Hayat' - La Dolce Vita 50 yaşında

İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin unutulmaz filmi ‘La Dolce Vita’ 50. yaşına basıyor. 1960 yılında gösterime giren ‘Tatlı Hayat’ filminin 50. yıl kutlamaları Fellini’nin doğduğu Remini şehrinden Los Angeles’a kadar uzanacak.
Yönetmeni şöyle bir hatırlayacak olursak;

*İlkokul eğitimini, Rimini'deki San Vicenzo Rahibeleri'nden alan Fellini (sağda) 10 yaşında evden kaçıp bir sirkte çalışmaya başladı.

*Üniversite yıllarında mizah ve resimli roman dergilerinde çalıştı. 1939 yılında Roma’da karikatür sanatçısı olarak çalıştı. Radyo ve filmler için espriler yazan yönetmen 1943 yılında oyuncu Giulietta Masina ile evlendi.

“Yönetmen olmasaydım bir sirk yöneticisi olurdum” – Federico Fellini.


*1950 yılında ilk filmini Alberto Lattuada ile birlikte yönetti. Başarılı yönetmen hayatı boyunca dört kez 'En İyi Yabancı Film' Oscar ödülünü aldı.

*1993 yılında özel bir Oscar’la onurlandı ve aynı yıl Roma’da kalp krizinden öldü.


“Ben bir yalancıyım, ama dürüst bir yalancı” – Fellini

8½ , Aylaklar (I Vitelloni), Ruhların Jülyeti (Giulietta Degli Spiriti), Amarcord gibi filmleri dünya çapında ün yapmış La Dolce Vita kadar kült olmuş başlıca filmleri.

Yönetmenle hiç tanışmayanlara ya da aşina olup filmine ulaşamayanlar için ülkemizde AE Film/Saga'nın çıkardığı şahane bir Fellini dvd seti mevcut ki akıllara zarar. Tavsiye edilir hararetle...

5 yorum:

marlonbarando dedi ki...

en sevdiğim filmi "81/2".

designerk dedi ki...

açıkçası bi dönem beksav adı altında faaliyet yürüten bir kültür sanat vakfında görev almıştım. o dönemlerde her ay bir yönetmenin filmerini secip altyazılarını hazırlayıp küçük sinema salonumuzda gösterime sokardık. gerek secriğimiz yönetmenler gerekse filmler olsun herkesin bilmediği ama sinema sanatıyla yakından ilgilenenlerin ilgisini çekecek türden secimlerdi. yine o dönemlerde yanlış hatırlamıyorsan fellini filmlerini michael haneke, taksehi kitano filmlerinden sonra gösterime sokmuştuk. mart ayında hanekeyle yakaladığımız ivmeyi kitano filmlerinde devam ettirememiştik. fellini filmleri ile yeniden insanları gerçek sinema sanatıyla coşturucağımızı düşünmüştük. ama olmamıştı. ancak felliniden sonra angelopulos filmleri ile insanlar tekrardan gelir olmuştu sinemamıza. bunları neden anlattığıma gelince. blogunda devamlı olarak güzel ve değerli filmler,yönetmenler,aktörlerle ilgili bilgi vermenden dolayı sadece bir şeyin altını çizip sana söylemek istedim. insanlarımız herşeye olduğu gibi bu sanat dalında da büyük önyargılara sahipler. örneğin uzakdoğu sinemasını dikkatlice izlememiş çoğu insan büyük yanlışlarla olayı sadece dövüş sanatlarına indirgeyerek olumsuz yaklaşımlarda bulunurken bunu sözde ulusal yayın yapan dandik türk kanallarından tekrar tekrar izledikleri verimsiz, sevimsiz bi o kadar da sanatsal bi anlamı olmayan filmlerle değerlendiriyorlar. halbuki son dönemlerde hem uzakdoğu hem de asya kıtasında (özellikle iran sinemasını kastediyorum) hem senaryosu hem yapım aşamasında türlü zorluklara rağmen inanılmaz güzel filmler çekiliyor. fakat bunları farkına varabilmemiz ya onların büyük büyük festivallerde ödüller almasıyla ya da gişe de göstericekleri sürpriz başarılarla oluyor. yani bu kadar uzun lafın kısası gözümüzün önünde o kadar çok şey kaçıyor ki biz popülizm bizi nereye sürüklerse oraya gidiyoruz. ve genellikle de vardığımız yer çöplükten farksız oluyor ne yazık ki.

ferdinand dedi ki...

@designerk üşenmeyip uzun cümlelerle bu güzel yorumu yaptığın için teşekkürler.

Konuşulacak çok şey var hakkaten, gözümüze gözümüe sokulan popüler çöplerin sinema diye bize zorla yedirilmesi yıllardır sözkonusu. Alternatif ya da bağımsız filmler gösteren sinemalar ise birer birer kapanıyor, ankarada kavaklıdere, istanbulda beyoğlu yanılmıyosam birçok sinema iflasın eşiğinde. Dediğin gibi bir sürü hazineyi ancak 1-2 kentteki festivallerde o da yakalayabilirsen bulabiliyosun. Uzakdoğu sinemasına ise dil uzatmaya bizim ülkemizden hele kimsenin haddi değil. Son dönem çıkıştaki G.Kore Sineması son örneği The Host gibi şahane bir film, Hong Kong sineması Infernal Affairs serisi ki Hollywood hemen apartarak The Departed adını vererek çekti, yönetmene de oscar kazandırdı, Takeshi Kitano, Wong Kar Wai ki In the Mood for lOve, 2048, chungking express gibi başyapıtlarıyla Avrupa sinemasını uzakdoğuyla harmanlamış olağanüstü işleriyle Tarantino dahil birçok yönetmene ilham kaynağı olmuş adamlar.

Bu arada senin iş de pek güzelmiş, umarım ilerde sporla alaakalı olmazsa sinemada herhangi bir işte çalışma imkanı bulabiliriz...
Muhabbetle...

-YgT- dedi ki...

iletişim adresi bulamadım o yüzden buraya yazıp, buradan destek arıyoruz.

Merhabalar,

Ben Kadir Has Üniversitesi Sinema Kulübü Sorumlusu Yiğit Sevinç.

2 yıldır ittire ittire Kadir Has Üniversitesi'nde sinema alanında birşeyler yapmak için uğraşıyoruz. Üniversite yönetiminin saçma uygulamalarını, kulübe boş iş gözüyle bakmalarını umursamadan didindik durduk bu güne kadar. Bu sabah gösterimi duyurmak için izinli(Her afişe iki yetkilinin imza, kaşesi) olarak astığımız afişlerimiz güvenlik görevlileri tarafından toplatıldı.
Olay aslında çok uzun ve dallı budaklı.

Emeğimizi çalan, önümüze taş koyan, şevkimizi kıran, Kadir Has Üniversite'sinde öğrenciye nefes alacak fırsat bıraktırmayan, afişlerimizin toplatılmasını sağlayan başta Genel Sekreterimiz Sn. Ahmet Söğütlü olmak üzere tüm yetkilileri protesto ediyoruz!

Sizden de bu protestomuzu sitenize taşımanızı, bir iki cümleyle davamızın arkasında olduğunu duyurmanızı istiyorum. Bu mesele artık 450 üyeli HasSinek'in onur meselesi olmuştur ve sansüre karşı olan, emeğin yanında olan herkesin desteğini beklemektedir.

Sansür hakkında ayrıntılı bilgiye www.khassinek.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Teşekkürler,
Yiğit Sevinç
Kadir Has Üniversitesi Sinema Kulübü "HasSinek"

ferdinand dedi ki...

Selamlar bizden Yiğit, sansür zihniyeti hayatın her alanında vuku buluyo, özellikle de son dönemde...
Bu da bizlere 12 Eylül'ün miraslarından biri olsa gerek.

Sitenizdeki metni koyuyorum, umarım hayatı güzelleştiren faaliyetlerinize rahatça devam edersiniz, haklısınız kazanacaksınız!...

Film seçimleri de şahane ki benim gibi İngiliz iflmlerine takmış biri olarak. Hele Shaun of the Dead ve Simon Pegg filmlerinin hastasıyız...
Saygılar-sevgiler