28 Ağustos 2008 Perşembe

Mafya Filmleri


keep your friends close, but your enemies closer...

Suç filmlerinin içerisinde kendine ait bir alt tür haline geldi denilebilecek sayıda film yapılan, farklı jargonu, dillerden düşmeyen küfürleri ve en çok da kendine has komedi unsurları ve komik karakterleriyle de sevilen türlerden olduğu kesin. Genelde Amerika'ya göç etmiş İtalyan ailelerin yaşamlarına ve yıllardır süregelen düzene ayak uydurup yeraltına inmelerini konu alırkar. İlk başlarda salt şiddet mevzubahis olurken daha sonraları işin içine hatun milleti, çanta dolusu para, zeki olay örgüler ieklenmiş hatta yıllaar sonra The Sopranos adlı dizi ile birlikte suç filmlerinden drama kadar geniş bir yelpazede değerlendirilebilecek seviyeye gelmiştir...

Şöyle mafya filmi türü içinde klişe bir şekilde ilk 10 filmi yazayım dedim, lakin herkesin beğenileri değiştiğinden diğer tüm listeler gibi en iyi adı taşıyan bu tür naneler havada kalacaktır:) Listedeki en eski film olan Bonnie and Clyde ise "Natural Born Killers" gibi kült filmlere ilham kaynağı olan, çığır açan filmlerden biri olarak diğerlerinden ayrılmaktadır.
Kimine göre Scarface haddinden fazla abartılmıştır, kimine göre Donnie Brasco kurgusuyla-oyuncu performanslarıyla kusursuzdur, bazıları ise Bir Zamanlar Amerika'yı diğerlerinden farklı olarak değerlendirebilir...Tartışılmayacak tek husus bu tür içindeki kralların Robert De Niro ve Al Pacino olduğudur heralde. Onlara çoğu zaman Joe Pesci, Ray Liotta gibi isimler de başarıyla eşlik ederler onlara.


1 - The Godfather Part II - (Baba 2)
2-The Godfather - (Baba)


Bir serinin en iyi film sıralamasında ikinci filmi, ilk filmi geçtiği çok görünmemiştir. Ama godfather 2 filmi buna çok güzel bir örnek..
belki de bunun nedeni filmde eskiye bir dönüş yani babanın gençliğini filmde görmemiz. Ve genç babayı De Niro'nun oynaması..
filmde Al Pacino en görkemli oyunculuklarında birini daha sergilemiş. Konun işleyişi ilk filmden daha iyi bir hal almıştı.

Gösterime girdiği dönemden beri bir klasik haline gelen , sadece mafya filmleri değil bütün filmler arasında , uzmanların veya oylamayla yapılan araştırmaların , listelerin hep en üst sıralarında yer alan bir şaheser Baba filmi.

Mario Puzo'nun yazdığı aynı adlı romandan uyarlanan filme gelince ; Don Vito Corleone duruşu , tavırları , konuşması , ilişkileri ile mafya filmlerinde ve mafya babaları arasında ayrı bir yere sahip olmuştur her zaman , Bir gün eroin üretimi ve dağıtımı yapan "Türk" lakaplı Solozzo, Don Corleone'den, ilişkilerini kullanarak kendisine yasal koruma sağlamasını ve yüklü miktarda nakit para vermesini ister, karşılığında elde edilecek kârdan pay teklif eder. . Ancak Don Corleone teklifi reddeder. Gerekçesi, iyi ilişkileri olsa da, Don Corleone'nin uyuşturucu işi ile bağlantısı olduğunu öğrenen siyasetçilerin ilişkilerini gözden geçirme gereği duyacak olmalarıdır. Bunun üzerine arkasına Tataglia ailesini ve New York emniyet müdürü McClusky'i alan Solozzo, Don Corleone'yi vurdurtur. Ölümden son anda kurtulan Don Corleone'yi ve tüm aileyi kötü günler beklemektedir. Bu süreçte, fevri hareketleriyle bilinen, Don Corleone'nin en büyük oğlu Sonny ölecek, 2. Dünya Savaşı'ndan kahraman olarak dönen en küçük oğlu Michael ise, daha önce aile işleriyle hiç ilgilenmediği ve bunu istemediği halde olayların akışı onu hikâyenin merkezine doğru itecektir. Artık zaman hesaplaşma zamanıdır.diğer ailelerin de karıştığı bir mafya savaşı başlar.


Part II'de ise Genç Vito Corleone 1910'larda Sicilya'dan New York'a göç eder. Ailesinin geçimini sağlayabilmek için çeşitli işlerde çalışır ve yavaş yavaş yükselmeye başlar. Michael Corleone ise 1950'lilerde ailesinin işlerini düzenlemek için Las Vegas, Hollywood ve Küba arasında mekik dokumaktadır.

Film 11 dalda adaylık aldığı Oscar ödüllerinden de En İyi Film , En İyi Erkek Oyuncu (Marlon Brando) , En İyi Uyarlama Senaryo (Francis Ford Coppola, Mario Puzo) dalında Oscar ödüllerini kazanarak döndü , Bunların dışında 5 Altın Küre, 1 Grammy aldı ve birçok festivalden ödülle ayrıldı. Ayrıca Marlon Brando, kendisine verilen En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü'nü ABD'nin, özellikle Hollywood'un kızılderililere karşı uyguladığı ayrımcılığı gerekçe göstererek reddetti.

Film ayrıca sonralarda sinema tarihine adını altın harflerle yazdıracak olan Al Pacino'nun da bir tanıtımıydı adeta ve o adam bir daha hiç unutulmadı.

"Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım" Don Corleone


3 - Once Upon A Time In America - (Bir Zamanlar Amerika)


Film, çocukluktan beri arkadaş olan ve bu arkadaşlığın seyrinde suça karışan, Max, Patsy, Cockeye ve Noodles isimli karakterlerin Büyük Buhran dönemi Amerika'sının kötü koşullarıyla yoğurulmuş inişli-çıkışlı hayatlarını ve hayatlarına hükmeden dostluklarını, zaaflarını, aşklarını, ve hırslarını konu alıyor.

Filmde gözden kaçabilecek en önemli detaylardan biri de Noodles'ın yaşlanıp geri döndükten sonra kasadaki valizi açtığında, biz içinde para bulamadığı için kaşlarını çattığını zannederken valizden dikkat çekilmeden aldığı bakır kaplama köstekli saat için, kasa anahtarını Moe'ya verdiğinde ve Moe ile arasında parayı bulamamış olması hakkında geçen birkaç cümleden sonra, kendisi için önemli olan şeyi aldığını söylemesi.

Uzun , bir o kadar etkileyici , bizleri zaman kavramları içinde dönüp dolaştıran , istediğimiz şeyi sonuna kadar vermeyen bir yapım.

4 - Bonnie & Clyde

Bonnie ve Clyde sinemada şiddetin kullanımında tartışmalı bir mihenk taşı olmuştur. Bunca yıldır, Bonnie ve Clyde'ın izinden giden filmler, sinemada şiddetin dozunu gittikçe artırıyor.

Filmin ilk gösterime girdiğinde başına gelenler, Hollywood'un, film eleştirisinin ve postmodern popüler kültürün karmaşık tarihinde bir dönüm noktası. Bonnie ve Clyde, yarattığı sansasyonu büyük ölçüde, sinemaya yeni tarz bir şiddet getirmesine borçlu.

Bonnie & Clyde, 30'lu yıllarda Amerika'da bir dizi silahlı olaya karışan Clyde Barrow ve Bonnie Parker'ın maceralarını anlatıyor. İki sevgili yanlarında Buck ve sevimsiz karısı, peşlerinde bir yığın polisle Amerikan tarihini yeniden yazıyor.

Kısaca Bonnie & Clyde'ı tanıtmak gerekirse ; onnie ve Clyde bütün dünyanın ekonomik krize girdiği dönemde ABD’nin güney batısında yaşarlardı. Banka soyarlardı. 13 kişi öldürdüler ve bir düzine bankayı patlattılar. Mağaza ve benzinci soygunlarının ise tam sayısı konusunda bir tahmin bile yok. Zenginden alıp, fakire vermezlerdi. Fakirden alıp, zengine de vermezlerdi. Sadece alırlardı. Onlar mutlu Amerikalılardı. Eylemleri vurulana kadar sürdü. Daha da sürecekti de, ömürleri vefa etmedi.

Bonnie ve Clyde 1931-1935 döneminde halk düşmanı olarak gösterildiler. Aslında onların halkla alıp veremediği yoktu, herkese düşmandı. Ama inandıkları değerleri vardı, elbette çokça da paraları. Paraya götüren her yolu mübah görürlerdi. Yasalar, kurallar ve gelenekler, onların para kazanmasına engel olmadığı müddetçe geçerliydi. Bir yerde para varsa ve onlar o parayı istiyorsa, onlarındı. Burada Bonnie ve Clyde hakkında biraz teferruata girmek icap eder.

Kısacası hem karakterlerin yaptığı etki hemde filmin sinema üzerindeki etkisi , Bonnie & Clyde'ı sinema tarihinin tartışılmaz filmlerinden biri haline getiriyor.

5 - Goodfellas - (Sıkı Dostlar)

Yaşayan efsane Martin Scorsese'nin elinden çıkan ve günümüz sinemasının en başarılı mafya filmleri arasında gösterilen Goodfellas 6 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve harika performansı bitmek bilmeyen enerjisi ile Joe Pesci'ye En iyi yardımcı erkek oyuncu Oscarını kazandırmıştı.
Filmi genel olarak Henry (Ray Liotta) ve onun karısı Karen(Lorraine Bracco) in ağızından dinliyoruz , tutucu bir ailenin oğlu olan Henry'nin okulla arası pek iyi değildir ve en büyük arzusu caddenin hemen karşısında bulunan ve genelde mafya üyelerinin uğrak yeri olan otoparkta çalışmaktır. Ve Henry okul öncesi burada çalışmaya başlar , önceleri getir götür işlerine bakar , gün geçtikçe okulu asmaya ve yeni ortamında daha fazla vakit geçimeye başlar. Sonrasında ise kendini yavaş yavaş Mafya'nın içinde bulur , Jimmy Conway (Robert De Niro) ve Tommy De Vito (Joe Pesci) ile iş yapmaya başlayacaktır , bu üçlü büyük işler yapmaya başlar fakat daha sonrasında Henry hiçte girmek istemeyeceği uyuşturucu işinde bulur kendini ve işler yolunda gitmemeye başlar.

6 - Scarface - (Yaralı Yüz)

Scarface , Paranın insan hayatı için ne kadar önemli olduğunu , uyuşturucu tacirliğinin risk dolu hayatın nasıl iniş çıkışları olduğunu , Hırsın ve öfkenin, suç dünyasındaki başarısını gösteren bir film. Her konuda kendine has, o zamanın dünyasına uymak zorunda olmayan fikirleri olan ve onlardan asla taviz vermeyen, yeni düşüncelere açık olsa da kendi fikirlerinin doğruluğuna her şeyden çok inanan bir adamın hikayesi.

Filmin yaratıcısı Brian De Palma’nın nasıl bir yönetmen olduğunu yalnızca elektrikli testere sahnesini izleyerek bile anlayabiliriz; elbette Al Pacino’nun aksanıyla güç kattığı oyunculuğunun etkisini yadırgayamayız bu sahnede; fakat sahnede görünenler yalnızca Tony Montana ve kolunun ve bacağının kesildiğini bildiğimiz arkadaşının gözleridir, arkadan da artıp azalan bir elektrikli testere sesi gelmektedir ve bizler bu sahneyi izlerken dehşete kapılırız.

Suç ve ceza kavramlarına odaklanan yönetmen suç filmlerinin bir alt türü niteliğinde olan “gangster filmleri”nin en başarılı örneklerini sunmuştur. Brian De Palma’nın göçmen bir adamın hırsı ve açgözlülüğüyle suç dünyasının tepesine tırmanan bir karakteri anlattığı hikayesi o kadar çarpıcıdır ki günümüz filmlerinde kullanılan bir çok sahnede bu filme göndermeler buluruz. Filmde “antisosyal kişilik bozukluğunun” çok güzel bir şekilde yansıtılmış olması da psikoloji dünyası açısından önemli filmler arasına girmesini sağlamıştı. En iyi aktör , En iyi yardımcı oyuncu ve En iyi orijinal müzik dallarında 3 Golden Globe'u bulunan filmin ayrıca ilginç biçimde Razzie Award ödüllerinde En kötü yönetmen ödülüde bulunmaktadır.

7 - Carlito's Way - (Carlito'nun Yolu)

Porto Riko'lu Carlito Brigante (Al Pacino) kadim dostu avukat David Kleinfeld'in (Sean Penn) yardımlarıyla yıllar sonra hapisten çıkıyor. New York'a dönen Carlito, herşeyin değiştiğini, mafyanın bile artık eskisi gibi olmadığını görüyor. Bu arada eski sevgilisi Gail'i (Penelope Ann Miller) de bulan Carlito, bir süre sonra yeni bir hayat kurmak için Yeni Dünya'dan kaçmaya karar veriyor, ancak geçmişi bir türlü peşini bırakmıyor.
Yaralı Yüz'den on yıl sonra çekilen bir nevi devamı niteliğindeki Del Palma'nın ustalığından hiç birşey kaybetmediğini kanıtlayan ve Al Pacino ile Sean Penn gibi iki usta oyuncuyu bir araya getiren "Carlito'nun Yolu"nda ünlü yönetmen Paul Mazursky'i de yargıç rolünde izliyoruz.


8 - Donnie Brasco

Hollywood bize uzaydaki mucadeleden, at ustundeki savaslardan ve tek basina koca gokdelenleri kurtarmaya cabalayan kahramanlardan da bahseder ama gangster filmlerinin yeri ayridir. Donnie Brasco, iste bizi tekrar bu atmosfere tasiyor. Ustelik filmin konusu gercek bir hikayeden alinma. 1978`de gecen film, bir FBI ajani olan Joe Pistone`nin mafyayi nasil yenilgiye ugrattigi anlatiliyor. Alti yil boyunca mucevher hirsizi Donnie Brasco olarak hayatini surduren Piston, zamanla kendi rolune inanmaya basliyor, Mafya babasiyla yakalaniyor ve mafyadan cikip arkadasini ele vermesi gerekecegi, hatta daha kotusu,, belki vurmasi gerekecegi gunu dusunmeye ve ecel terleri dokmeye basliyor.
Böyle filmlerde görmeye alışkın olduğumuz yüzlerden olan Al Pacino'nun oyunculuğu zaten tartışılmaz , Johnny Depp'in performansıda takdire değer.

Genel olarak pek fazla ilgi görmesede çok başarılı oyuncuların yer aldığı unutulmaz sahneleriyle ( Arabada kafasına silah dayadığı sahne , Finalde ilzediği belgesel ve mafya ilişkisi) akıllarda yer edinen bir film Donni Brasco.


9 - Road to Perdition - (Azap Yolu)
Bu tarz filmlerde görmeye alışkın olmadığımız başarılı oyuncu Tom Hanks , bu işin de altından rahatlıkla kalkabilmiş , her ne kadar az zaman almasına rağmen Jude Law çok başarılı , Paul Newman'dan fazlaca bahsetmeye gerek yok , The Untouchables'dan hatırlayacağınız Al Capone'un sağ kolu olan Frank Nitti karakteri ise filmde mevcut ve Stanley Tucci tarafından oynanıyor , daha önceden Al Capone karakterininde filmde yer alacağı düşünülmüş fakat bundan daha sonra vazgeçilmiş.

Bu filmde hayal kırıklığına uğrayabilecek olanlar aksiyon yüklü klasik bir ganster hikayesi bekleyenler olabilir. Kaliteli bir ekipten ortaya çıkan kaliteli bir yapım olarak Road To Perdition, bir Goodfellas veya Godfather değil ama İlk sinema filmi olan American Beauty ile Oscar kazanan Sam Mendes'in bu başarısının şans olmadığı anlaşılıyor. Bu tür filmlerin çoğunda olduğu gibi, atmosfer ve görüntüler filmin en güçlü yönlerinden. American Beauty'deki çalışması ile Oscar kazanan görüntü yönetmeni Conrad L. Hall'un çekimleri ile 1930'ların havasını bizlere adeta yaşatıyor.

10 - King of New York - (New York'un Kralı)

Film Frank White (Christopher Walken) isimli bir adamın hapishaneden çıktıktan sonra bir yandan gangsterlik yaparken bir yandanda bir hastanenin yapılmasına yardım eden,özellikle arkadaşı ile (Laurence Fishburne) çalışan bir adamdan bahs etmektedir fakat tabi ona New York'un Kralı diyen polislerse (David Caruso ve Wesley Snipes) onun peşindedirler...
Senaryosunu Nicholas St. Johnun yazdığı,Abel Ferraranın yönettiği , başrolünde başarılı oyuncu Christopher Walken oynuyor ve ona Laurence Fishburne , Steve Buscemi , David Caruso ve Wesley Snipes eşlik ediyor. Film 1990da iyi bir çıkış yapmış ve ünlü hit filmler arasında kendisine yer edinmeyide başarmıştır.

5 yorum:

Şairler Parkı dedi ki...

Listede bulunan Bonnie & Clyde'ı izlememişim. Kısa sürede izlemek lazım.

ferdinand dedi ki...

Tavsiye ederim Bonnie & Clyde 67 yapımı fakat Katil Doğanlar gibi birçok filme ilham kaynağı olmuş, oyunculukları da şahane arşivlik bir film.

Bu arada tores kardeş sensin galiba, blog açmışsın hayırlı olsun.)

graSS* dedi ki...

hani untouchables?

ferdinand dedi ki...

grass haklısın aslında benim de aklıma gelmedi değil.
Untouchables aslında tam mafya filmi olarak değerlendirmek haksızlık olur, polisiye de denebilir, birçok sahnesiyle suç filmi de, Amerikanın o içkinin yasak olduğu kesitini konu aldığından dönem filmi de denebilir. Tabi bir de bu yasak döneminde semirtilen, krallığını ilan eden Al Capone mevzusuyla da bağlantılı.

Tabi bir de Sean Connery var ki filmde şahane rol kesiyo, son dönem sabun köpüğü işlerine rağmen keza Kevin Costner da öyle, onlara Andy Garcia ve Al Capone rolünde Robert De Niro da eşlik ediyolar, daha ne olsun:)

Tores Beluga dedi ki...

Çift yazarla çifte kavrulmuş haldeyiz ferdinand. Gözünden kaçmıyor bir şey:) Sağolasın