29 Haziran 2008 Pazar

Asi Ruh

Zeki Demirkubuz sabah 6 sularında birden yarı aydınlık odada uyanır, karşı kanepede yatan kardeşi Cemil'in uyanık olduğunu farkeder. Cemil gözünü kırpmadan tavana bakmaktadır. Abisi uzun süredir bu şekilde duran kardeşi için teleşlanır, acaba birşey mi oldu bu çocuğa diyerek ona seslenir. Cemil ise abisinin ancak yıllar sonra yaşayıp öğreneceği ama uzun süre anlam veremediği cümleyi sabahın köründe kuruverir;
-Acaba Feyyaz şimdi ne yapıyodur?


2 Yıllık zorlu çalışma evresinden, toplanan yüzlerce saat malzemeden, Optik başkanın ölümünden, aksaklıklardan sonra Asi Ruh nihayet piyasada.
Dün akşam da Ankara'da Hakan Alak, belgesel çalışanları, Ayhan Abi ve Alen MArkaryan'ın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Sahneye çıkan Alen'in İstanbul'daki galada Çarşı'nın feshini ilan etmeleri ve akabinde filmin geri planda kalması ve emeklerine gölge düşürmelerinden dolayı ondan ve ekipten özür dilemesi şık hareketti.


Bu film için söylenmesi gereken ilk şey samimi olmasıdır, bizen olmasıdır. Dışardan izleyen biri bune kardeşim diyebilir ama bu büyük bir prodüksiyon değil, kısıtlı imkanlarla birçoğu yüreklerini koyarak kotardıkları, kolektif bir çalışmanın mütevazı eseri, bir taraftar filmi.
Film için samimi olduğu kadar beni en çok etkileyen husus ise muhteşem müzikleri oldu. Film içinde filmi boğmadan, ölçülü şekilde kullanılan birbirinden güzel eserler mevcut ki raflarda yerini alan Dvd'nin yanında müzik cd'si verilmesi şahane bir nimet benim için.


Eski futbolcularla yapılan, orası burası kesilmeyen içten konuşmalar, semtin insanlarının, namazında-niyazında dedenin, 80 yşındaki ninenin de kadrosa yer aldığı, deplasman otobüsünden, Beşiktaş sokaklarından görüntülerin yanında paralel olarak ufak bir çocuğun semtindeki kendinden büyük bir kıza olan platonik aşkını da anlatan, çok iddialı olmayan ama gönüllerimizi fethetmiş belgesel-filmdir kendisi.


Zeki Demirkubuz'un kendi kardeşiyle olan anısı, Cem Dizdar'ın mevcut taraftar anlayışı temelli güzel konuşmaları, biraz daldan dala atlayan, siyahı da beyazı da bol olan bir yapım.
Optik Başkan'a adanması, özellikle Cem Abinin O'na dair anıları da en güzel ayrıntılardan sadece biri. Velhasıl %100 emek ürünü, gönülden yapılmış bir film bu, daha çok bu şekil anılar, hoş görüntüler olabilirdi tabi ama herkesin memnun kaldığı bir film olmuş, emeklerine sağlık...

2 yorum:

Fatih Alper dedi ki...

Belgeseli dün akşam izledim.Bir Beşiktaşlı olarak benim de(izleyenlerin yorumlarında okuduğum gibi)gözlerim zaman zaman doldu.Gerçekten etkileyici olmuş.Sinema ile yakından ilgilenen biri olarak beğendim çok doğal ve samimi buldum.İzlerken bitmesini istemedim:)Yanlız biraz daha röpörtaj konulabilirimiş.Örneğin adı bilinenlerden değil de biraz da arkada kalan arkadaşların da duyguları sorulabilirdi.Neyse yine de harika.Beşiktaşlı olmayanlar da beğenecektir umarım ama Beşiktaşlılar için tesiri 10 kat fazla olcak şüphesiz.Tüm futbol-bira-sinema severlere sevgiler+saygılar

ferdinand dedi ki...

yorumun için eyvallah hocam, sonuçta kimse tabi ne kadar güzel olursa olsun tatmin olmuyo kendi takımı sözkonusu olduğunda bu da normal. Kısıtlı imkanlar dahilinde yapılabilecek en içten, en samimi, en bizden film yapılmış öyle değerlendirmek gerek...

saygı sevgi bizden...