12 Mayıs 2008 Pazartesi

A Perfect World

en bilinmez vâdilerinde güneş
ömrümüzün
sanki bize kayıtsız
kayıtsız olduğu kadar ölümümüzün

Are you gonna shoot me?


Clint Eastwood ustanın yönetmenlik alanında günümüzdeki kadar ustalaşmadığı, televizyonlarda da zamanında sıkça dönen her nedense yıllardır unutamadığım şahane drama.
Clint Eastwood başrol için ilk başta Denzel Washington'u düşünse de bu role Kevin Costner talip olmuş, iyi de olmuş hele ki son dönem paçavra işleri arasında iz bırakan birkaç rolünden biri oldu. Gerçi bir kanun kaçağını oynaması açısından Denzel başkanı da görmek isterdik ki yüzlerce filminin nerdeyse yarısında polisi oynadı muhterem, sevsek de sıkmaya başlayan bir durum oldu haliyle...

Filmde Butch (Buç) rolüyle Kevin Costner görülebilecek en sağlam karakteri yaratmış, en cool haliyle ekran karşısındakilere selamını çakmıştır. Ona Clint baba, Laura Dern ve ufaklığımız Buzz oyunculuk açısından abartısız, başarılı oyunculuklarla eşlik ederler.


Bu filmle yehova şahidi gibi kavramları ilk kez duymuştuk, filmde akıllara kazanan Casper maskesi, Amerkan aile eleştirisi, Kennedy suikastine göndermeler, hayatta yapmayı istediğin şeyler listesi, Butch'un acımasız baba figüründeki çiftçiye silah zoruyla oğluna güzel şeyler söyletmesi, bir kaçağın küçük bir çocukla yol arkadaşlığı, çocuğun açısından bakıldığında sürekli korkularla büyütülen tipik çocukluktan özgürlüğe geçiş, çiş yaparken bile yaşanan mutluluğu ve yolun sonunda sıkı arkadaş olan ikilinin ayrılmasıyla nihayet bulan filmin duygu dolu sonu hafızalarda yer etmiştir.

Fazlasıyla dingin ama bir o kadar diyalog barındıran, efekte ihtiyacı olmayan, mutsuz son seçimiyle zaten gişede geliri yarı yarıya azaltmayı göze almış, bilmemne dergisinin en iyi'ler sıralamasında yer almasa da bende iz bırakmış, geçmişi de hatırlatan sıkılmadan izleyeceğim filmdir, candır...

Hiç yorum yok: