21 Aralık 2009 Pazartesi

Düttürü Dünya





Daha evvelden bahsettim mi bilmiyorum ama Kemal Sunal ve Türk Sineması dendimi benim için öncelikli ilk 3 film denirse birinci sırada Düttürü Dünya, ikinci sırada Kiracı ardından da Kapıcılar Kralı gelir. Bunlardan ikisinin yönetmeni bugün toprağa verilen usta Zeki Ökten'di. Kemal Sunal'ın sulu komedi yerine gerçek oyuncu performansını yakalayabildiğimiz ender filmlerdi ve bu dramatik roller, filmler daha bir yakışıyordu sanki.
Hele Kiracı'daki karanlık ortam, eş ve kaynana dırdırı, evsahibi ve oğulları gibi acayip absürd karakterleri, geçim sıkıntısı-yaşam mücadelesi derken aşkın da işlendiği pek güzel filmdir.

Düttürü Dünya ise bambaşka bir atmosferde geçer. Gecekondu bölgesinde ikamet eden-geceleri pavyonlarda klarnet çalan Mehmet ve arkadaşlarının dramatik hikayesi bir o kadar da keyiflidir. Ankara'da geçiyor oluşu, Kemal Sunal'ın bu filmle ödül aldığı usta oyunculuğuna Cezmi Baskın gibi yeni yeni kıymeti anlaşılan diğer başarılı oyunculukların bulunması, 80lerin gri rengini barındırması ve yoksulluğu resmedişiyle şahsım adına vazgeçilmez filmlerimdendir.


Zeki Ökten'i saygıyla anarken, filmin senaryosu da umur Bugay'a ait, ayrıca yardımcı yönetmenlerden biri de Zeki Demirkubuz ki kendisi de cenazede hala Ökten'in asistanı gibi hissettiğini söyleyerek egoları bünyesini ele geçirmemiş bir yönetmen nasıl olur tekrar gösterdi kendisi.

3 yorum:

Baggio dedi ki...

Zeki Ökten deyince benim için en önemli filmi "Yoksul"dur.Ayrıca daha ayrı bir yeri olan senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılmış ve Türkiye'de bir dönem yasaklanmış "Düşman" adlı filmin orjinal VCD si de arşivimin en önemli ve eşsiz parçalarındandır.Senin de yazdığın bu 3 filmi ile zaten Türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi 4-5 yönetmeninden biri olmuştur bile.Ayrıca bahsetmeden geçemiycem kendisi Zeki Demirkubuz'un ustasıdır.Ruhu şaad olsun.Bize bıraktığı onlarca filmi ve bu büyük yönetmeni unutmayacağım.

pariseda dedi ki...

zeki ökten filmlerini çok severim özellikle kapıcılar kralı...Allah rahmet eylesin...Türk sineması önemli bir kayıp verdi...

Sethplay dedi ki...

Bazı filmler vardır; hiçbir şey anlatmasa bile yarattığı atmosfer ile izleyicinin yüreğine dokunmasını bilir. Bu filmler günümüzde genelde teknolojiyle ortaya çıkartılsa da yetenekli yönetmenlerin elinde filmler, teknoloji olmadan da dişe dokunur bir hal alabiliyor. Bunun günümüzdeki en belirgin örneği kuşkusuz, Zeki Demirkubuz. Zeki Ökten, hemen hemen her eserinde filmin özünü yakalayan bir atmosfer yaratmayı iyi biliyor. Örneğin; Kapıcılar Kralı, Şaşkın Damat, Boşver Arkadaş, Çöpçüler Kralı ve daha nice eserde Zeki Ökten'nin farkını görürürüz. Bu filmlerin tümünde Ökten'in sunduğu atmosfer ve etki izleyiciyi içtenlikle sarar. Asla unutulmayacak keyifler yaşatır izleyiciye. Genelde düttürü dünya'da olduğu gibi kasvetli ve gri bir havada harika işler çıkarır Ökten...

Düttürü Dünya'ya gelince. Bu film Kemal Sunal filmleri arasında bana en çok dokunan yapımlardan birisi. İlk izlediğim anı asla unutmam. O gecekondunun içini ve içindekileri gördüğüm anda filmin içine girmiştim. Ayrıca Ankara'nın diğer illere hiç benzemeyen tuhaf ve gri havası çok güzel kullanılmış. Düttürü Mehmet'in o yaşam mücadelesini izlerken yüreğimiz burkulur. Bir şeyler için çabalarken hep daha fazla şey istenir ondan, hep daha fazla çalışması gerekir. Özellikle sandalye ile güreşen pehlivan sahnesi bu filmin doruk noktasıdır. Artık kelimeler kifayetsiz kalır. Hiç konuşulmaz. Bir sandalye ve Pehlivan, her şeyi, hayatı, yaşam kavgasını, mecburiyeti, cahilliği açıklar onu görmek isteyen bir "bahtı kara"nın mutlaka bulunduğu Ankara'da...