5 Aralık 2008 Cuma

Zidane - Materazzi - Doping

Kariyeri kadar konuşulan kafa atma hadisesiyle kapanışı buruk şekilde yapan Zinedine Zidane'dan şok itiraflar gelmiş, Juve yıllarında doping kullandığını da geniş geniş söylemiş. Materazzi'ye attığı kafayı da pişmanlık babında yanlış bulduğunu söylemiş...

Ünlü Fransız futbolcu Zinedine Zidane, Le Parisien gazetesine verdiği demeçte, kariyerine 2006 Dünya Kupası finalinde kırmızı kart görerek son verdiği için pişman olduğunu söyledi.

İtalyan futbolcu Marco Materazzi’ye ne olursa olsun kafa atmaması gerektiğini söyleyen Zidane, “Soyunma odasına gittiğimde içimde büyük bir boşluk vardı. Kariyerimi son derece üzücü bir şekilde noktaladım” ifadelerini kullandı.

Olay sırasında annesinin hastanede yatmasının, hareketini haklı çıkarmayacağını vurgulayan Zidane, bununla birlikte, “Hareketim doğru değildi, ancak hakarete uğramıştım. Beni kışkırtan kişinin de cezalandırılması gerekiyordu. Ancak adaletsiz bir karar alındı” diye konuştu.

Zidane, Juventus forması giyerken bugün doping kabul edilen bir madde kullandığını da itiraf etti.
Kreatin kullandığını söyleyen ünlü futbolcu, “Kreatin Fransa’da yasak olmasına karşın, İtalya’da henüz yasaklanmamıştı. Bu yüzden ben de kullandım. Zararlı olduğuna inanmıyorum” dedi.

Zidane, şu anda teknik direktörlük yapmayı düşünmediğini, ancak 10 yıl sonra bu konuyu düşünebileceğini belirtti.

Zeki Demirkubuz'dan Haberler

Dostoyevskinin beyazperdede hayat bulmuş hali, edebiyatçıyken zorla sinemaya giren, bırakan, bir dönem seyyar satıcılık yaptıktan sonra tekrar sinemaya adımını atan, hikayelerini içimize nakşeden Demirkubuz'un hayata, ölüme, insana, siyaha-beyaza dair söyledikleri bitmesin diyor, son projesi romandan uyarlanan Kıskanmak hakkında, filmleri hakkında ve neden müzik kullanmadığı gibi konularla alakalı yaptığı açıklamaları sunmaktan gurur duyuyoruz efenim;

Çirkinliğe çok kafa patlattım
Zeki Demirkubuz, Nahit Sırrı Örik’in 1946 yılında yazdığı aynı adlı romanından senaryolaştırdığı filmi Kıskanmak'ı anlattı: “Çirkin bir kadının bir gün fırsatını bulunca ne gibi trajedilere yol açabileceğini merak ettim.”

2006 yılında “Kader” adlı filmi ile Altın Portakal’da “En İyi Film” ödülünü kazanan Zeki Demirkubuz’un son filmi “Kıskanmak”ın çekimleri Safranbolu’da devam ediyor. Serhat Tutumluer, Berrak Tüzünataç ve Nergis Öztürk’ün rol aldığı film bir roman uyarlaması... Yazar Nahit Sırrı Örik’in 1946 yılında yazdığı aynı adlı romanından senaryolaştırılan film, 1930’lu yılların Zonguldak’ında geçiyor. Bu Demirkubuz’un ilk dönem filmi.

Demirkubuz filmini, ele aldığı kişilikleri ve filmlerinde neden müzik kullanmadığını NTV’ye anlattı:
“Yine insanın doğasıyla ilgilenen bir film hazırlıyorum. Bu anlamda da tema ve mesele olarak diğer filmlerimden farkı yok. En büyük farkı anlattığı dünya, atmosferi ve dönem olması. Dönem filmi olunca diğer filmlerimde olduğu gibi birşey değil... Çok daha fazla talepleri olan bir film. Mesela film için kullandığımız ev sıfırdan yapıldı, İstanbul’dan kamyonlarca eşya getirildi. Tüm kostümler dikildi.

ÇİRKİNLİK KAVRAMINDAN ETKİLENDİM
Çirkin olmanın nasıl bir şey olduğu üzerine çok kafa patlattım. Çirkin olmaktan güzelliğin nasıl göründüğünü görmeye çalıştım ama çok büyük emek verdim bu konu için. Gündelik hayatta hiç fark etmediğimiz, adam yerine bile koymayacağımız bir insanın sıradan hatta çirkin bir kadının hatta kurumuş bir kadının dünyasında neler olabileceğini hatta bir gün fırsatını bulunca ne gibi trajedilere yol açabileceğini çok merak ettim. Zaten romanı çekmeye karar verince diğer her şeyi unuttum, tamamen buna odaklandım.

KİŞİLİKLERİ İZLEYİCİYE HİSSETTİRMEK...
Genel olarak sevsinler ya da sevmesinler ilişki kursunlar ya da kuramasınlar... Benim istediğim şey de budur zaten. Bir kişiliği hissetmelerini sağlamak. Bir insanla tanışırsınız.

İsterseniz bu insanı çok sevin, isterseniz nefret edin; eğer bu bir kişilik uyandıramamışsa sizde sevginiz ya da nefretiniz birkaç gün sonra geçer. Ama bir kişilikse hangisi olursa olsun, sizde bir şey uyandırır. Bir duygu yaratır sizde . Benim amaçladığım şey zaten böyle bir şey. Yurtdışı ya da yurtiçinde bu fark etmiyor. Sadece böyle bir kişiği hissettiklerini görmek istiyorum ve görüyorum.
FİLMLERİMDE NEDEN MÜZİK KULLANMIYORUM
Sinemayle müzik kötü bir evlilik... Tuhaf bir evlilik... Hiçbir kriteri olmayan aşağılık bir evlilik derecesinde birbirini kullanan evlilikler vardır. İnsanlar birbirlerini kullanmak için o ililşkinin içinde kendilerini bulurlar. Günümüzde müzikle sinema ilişkisi biraz da buna benzedi. O onun pisliklerini eksikliklerini kapatıyor, diğeri de onun pisliklerini kapatıyor. Bunu böyle görüyorsam, bu konu benim dikkat etmem, hatta dikkat etmemden öte tavır göstermem gereken bir konu. Bir sahneyi yeteri kadar olması gerektiği gibi anlatamazsınız yine aynı şekilde mizansenini sahnenin yazılma amacını anlatamazsanız müzik devreye girer.

The Third Man

"italya’da 30 yıl boyunca borjiyalar vardı. yani savaş, kıyım, cinayet... ama michalengelo, leonardo ve rönesans aynı dönemde var oldular. oysa isviçre’de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve barış vardı. ama ne yaratabildiler? sadece guguklu saat!"

Kara film - film noir'in en başarılı örneklerinden ,sinema tarihine adeta kazınmış efsane filmlerden biri, bir Carol Reed filmi.
Gösterildiği yıl en iyi görüntü oscarı yanında Cannes'de Altın Palmiye ile ödüllendirilen,2.Dünya Savaşı sonrası Viyanasını kendisine fon edinmiş ve savaşın emrelerin insanların suratlarından okunabildiği, yönetmenin şarap evinde keşfettiği mükemmel müziklerin sahibiAnton Karas'ın büyük ruh kattığı, usta aktör Orson Welles'in sınırlı rolü olmasına karşın özellikle ilk göründüğü sahneyle bizi bizden aldığı filmdir.

Filmin ekstralarından da anladığım üzere filmin hikayesi genel olarak gerçeklerle kurulu, karnelerle yemek dağıtılan bir zamanda karaborsacıların cirit attığı, penisilin mafyasının bile ortaya çıktığı, suçlular kenti haline gelmiş Viyana'nın 7500 kilometrelik yeraltı tünelleri ile de film için biçilmiş kaftan olduğu bir gerçek. Halen filmin en heyecanlı anlarına tanık olan bu tünelelr için yurtiç-yurtdışı turlar düzenleniyormuş ki filmin ilk gösterildiği yıllarda ülkelerini yanlış gösterdiği gerekçesiyle filme veyönetmene tepki olsa da uzun süreçte filmin ekmeğini epey yemişler, yiyolar.
Filmin tema müziği filmin kendisi kadar konuşulmuş hala en iyilerden biir olarak kabul edilirken sıradan yerlerde çalgıcılık yapan Karas'ı da milyoner yapmış 40 milyon koppya satmış o dönemde ki özellikle çaldığı enteresan müzik aletini ve güzel sesini duymak bile ayrı bir deneyim.
Film hakkında çok ipucu vermemek lazım ki tadına varılabilsin, akşam saatlerinde filmde güzel görünsün diye Viyana kaldırımlarının ıslatılması, soluk osluğa koşturmacalar, kovalama sahneleri keyifle izlensin ki özellikle filmin son sahnesi ilk sahneyle paralel ilerlerken bana kalırsa sinema tarihinin en başarılı sahnelerinden biri gerçekleştirilmiş. Filmdeki merak duygusu da apayrı bir güzel der İngiliz yapımı bu kült eseri ülkemizde de çıkmış dvdsinden yada illegal yollarla edinin derim:)
Who is the third man?

3 Aralık 2008 Çarşamba

Cem Dizdar -Bülent Yavuz-12 eylül


Haftasonu zap yaparken Cem Dizdar'ı görür görmez durup şöyle bir bakarken eski Mhk başkanı, oldum olası sevimsiz en önemlisi de samimiyetsiz görünen Bülent Yavuz ile ikisine dair açıkladığı anektod çok önemliydi.
Dizdar'ın çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Samsun'da lisede Milli Güvenlik dersine bir kere nöbetçi hoca babında girdiniz dedi, ardından Bülent Yavuz şaşkın gözlerle izlemeye başladı gelişmeleri ve bomba geldi. Cem Dizdar solculuktn içeri alındığını ve o dönemde Bülent Yavuz'un kendisine bir tokat yapıştırdığını burnunun kanadığını falan ekledi, ayarın kralını verirken Bülent Yavuz sadece hatırlamıyorum ve son olarak kabul etmiyorum derken bile şaşkınlığını atabilmiş değildi. Canlı yayında bile nasıl olurdu, bu ülkede yapılan hep yanlarına kar değilmiydi yıllar sonra hiç beklemediği köşeden golü yemişti.

Dün fanatik gazetesinde bu yöndeki soruyada gayet açık ve net cevap vermiş güzel insan Cem Dizdar; Aramızdaki fark şu, onlar hatırlamıyor biz hiç unutmuyoruz...

Soru: sevgili cem dizdar beşiktaş mualifliğini bülent yavuz karşısında göstermenizi diliyorum 12 eylül den kalma hesap defterini kapatacakmısınız masadamı kalacak?? furkan

Cem Dizdar: İzlediyseniz, o defterin o bölümünü kapattık. ama başka bölümlerle ilgili parantez açık, fırsat buldukça ve yeri geldikçe hepsini kapatmaya çalışacağız, ölene kadar. Çünkü aramızdaki fark şu, onlar hatırlamıyor biz hiç unutmuyoruz...

Verilen soru ve cevaplardan Dizdar'ın kurnazlığıyla güldüren ve yine güzel tespitler yaptığı bazı bölümler;
Soru: MRB.SAYIN DİZDAR BİR BEŞİKTAŞ TARAFTARI OLARAK NE ZAMAN ŞÖYLE ARKAMIZA YASLANIP RAHAT BİR MAÇ İZLEYECEĞİZ? HER MAÇ TABİRİ CAİZSE ÖLÜP ÖLÜP DİRİLİYORUZ BU FENERBAHÇE MAÇI OLSA DA AYNI KOCAELİSPOR MAÇI OLSA DA? HERHALDE BU ÜKEDE EN ÇOK KALP SORUNU OLAN BEŞİKTAŞ TARAFTARIDIR. SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ ACABA HAKSIZ MIYIM? M.G.

Cem Dizdar: Arkaya yaslanarak maç izlenmez. Maç ayakta heyecan içinde izlenir. hoplaya zıplaya, güle ağlaya izlenir. Futbol insanın yüreğini ağzına getirmiyorsa oyun değildir zaten. Maça gidip heyecanlanalım derim... Ya da gelin birlikte heyecanlanalım, bu daha iyi olur...

**
Önemli ve de ihtiyacımız olan bu 'uyanıklık'tır. aklımızı uyanık tutmaktır. Beşiktaşlı duruşu, Demirören'in ve ekibinin tarif ettiği bir şey olamaz, çünkü o zaman biz o duruşu tutturamayız. O duruşun içinde kazanmak için oynamak ama kaybetmeyi bilmek, rakiple oynadığımızı bilip ona saygı göstermek gibi asıl değerler vardır. Sorumluluğu üstlenmek, "Bunu ben beceremedim" diyebilmektir. Birazda Denizli'nin son maçtan sonra söyledikleri, söylediğini nasıl söylediğidir o duruş. İnsan duruşunun, bir başka biçimde tarifi, Beşiktaşli diliyle tarifidir. Elbette zarar veriyorlar herşeye, hayata, futbola ve insanlara... Düşünün o Antalyalı çoçuğun attığı tayla gözünden yaralanan belki de göremeyecek olan çocuğun o gözünde sönen ışıkta onların payı olmadığını mı düşünüyoruz. Ben düşünemiyorum. Farklı düşünüyorum iddiama rağmen benim bile payım vardır o çocuğun ışığının sönmesinde....

2 Aralık 2008 Salı

Derbiden O An'lar


Haftasonu seyir açısından da güzel giden, gelen kartla sıkıcı hal alıp monotonlaşan derbiden arta kalanları fotoğraf kareleri güzel özetliyor aslında...
Deplasman biletlerinin tek bir yerde çıkartılarak eziyetin üst düzeye çıkarılışıyla başlayan, tribün açısından olaysız bir gün olmasıyla, görsel şovları,Beşiktaş atağa çıktığında tribünlerden atılan topları, Guiza'nın şık vuruşu, kaçırdığı inanılmaz gol sonrası direkle olan münasebeti ve yüz ifadesi, Ekrem'in çırpınışları, Alex'in gol sevincini çocuklar gibi ağzı kulaklarında kaleci Volkan ile paylaşması, derbilere özgü gerilimin pek yaşanmadığı kırmızı kart olmasa muhtemelen son yılların en güzel derbilerinden birini izleyeceğimiz bir maçtı, yaşandı ve bitti...




Kriz ve İnsan

Herşeyi külhanbeyliğiyle ve Kasımpaşalığıyla açıklayan, çözme eğilimindeki başbakanımızın kriz bizi teğet geçti, etkilenmeyiz demeçlerinin ardından birçok fabrikanın kapanma noktasına gelmesi, büyük şirketlerin yüzlerce işçiyi işten çıkarması pek gecikmedi. Çöken acımasız kapitalist düzenin bizde yansıması da hükümet tarafından yıllardır sürdürülen üretmeden, istihdam etmeden, fabrika kurmadan, sanayiyi geri planda tutan, ithalat bazlı koftiden politikaları, şişirme rakamları, ekonomi iyi safsataları artık yutulacak durumdan çıktı.
Bu ortamda "Krizin bedelini ödemeyeceği"z pankartı altında yürüyen binlerce işçi ve memurun Ankara'daki protestosunda alışıldık görüntüler, polislere göre yine orantılı güç kullanılarak sona eren bir günün ardından günün en anlamlı karesi şuydu;

1 Aralık 2008 Pazartesi

Sinemada Kült Karakterler

İngiltere'nin en çok satan sinema dergisi olan, ülkemizde de 2006 yılından beri faaliyette olan popüler sinema dergisi Empire okurlarından gelen oylar doğrultusunda Sinema tarihinin iz bırakan en başarılı 100 film karakterini belirledi. Bu tür listeler sinemaseveri irrite edici hareketlerden biri mutlaka. Sonuçta sinema bir sanattır, can'dır hayattır, kıyas kabul etmez ama tartışmaya dair güzel açılımlar sağlaması açısından bazen bu listeler işe yarayabiliyor.
Bu listede ilk sıraları Fight Club'dan Tyler Durden, Star Wars'tan Darth Wader, daha şimdiden efsaneleşen olağanüstü performansla BAtman'i bile gölgede bırakan Joker yorumuyla Heath Ledger - The Joker, Hannibal Lecter, Coen'lerin kült karakterlerinden The Dude, Marlon Brando'nun hafızalara kazınan performansıyla Vito Corleone, benim vazgeçilmezim efsane Travis Bickle ve Edward Scissorhands gibi zihin açıcı karakterler tahmin edildiği üzere listede kafaya oynuyorlar.
Tekmili birden aşağıda;

SIRA / OYUNCU ADI / CANLANDIRDIĞI KARAKTER /FİLM ADI
100. Martin Riggs (Mel Gibson/ Lethal Weapon / Cehennem Silahı)
99. HAL-9000/ Douglas Rain (seslendirdi) 2001: A Space Odyssey/ 2001 Uzay Macerası
98. Charles Foster Kane (Orson Welles/ Yurttaş Kane)
97. Clarice Starling (Jodie Foster/ The Silence Of The Lambs/ Kuzuların Sessizliği)
96. Ethan Edwards(John Wayne/ The Searchers/ Çöl Aslanı
95. Freddy Krueger (Robert Englund/ A Nightmare On Elm Street / Elm Sokağı'nda Kabus)
94. Buzz Lightyear (Tim Allen (seslendirdi) /Toy Story/ Oyuncak Hikayesi)
93. Martin Q. Blank (John Cusack/ Grosse Pointe Blank)
92. Randal Graves (Jeff Anderson/ Clerks)
91. Scarlett O'Hara (Vivien Leigh/ Gone With The Wind/ Rüzgar Gibi Geçti)
90. The Wicked Witch Of The West/ Margaret Hamilton/ The Wizard Of Oz/ Oz Büyücüsü
89. Princess Leia Organa/ Carrie Fisher/ Star Wars/ Yıldız Savaşları
88. Jessica Rabbit(Kathleen Turner (seslendirdi)Who Framed Roger Rabbit
87. Dracula (Christopher Lee/ Dracula)
86. Roy Batty (Rutger Hauer/ Blade Runner/ Bıçak Sırtı)
85. Vincenzo Coccotti (Christopher Walken/ True Romance/ Çılgın Romantik
84. Agent Smith (Hugo Weaving/ The Matrix, The Matrix Reloaded, The Matrix Revolutions
83. Mr Blonde (Michael Madsen/ Reservoir Dogs/ Rezervuar Köpekleri)
82. Marv (Mickey Rourke/ Sin City/ Günah Şehri)
81. Wolverine (Hugh Jackman/ X-Men, X-Men 2, X-Men: The Last Stand)
80. Norman Bates (Anthony Perkins/Psycho/ Sapık
79. Boba Fett (Jeremy Bulloch/ The Empire Strikes Back, Return Of The Jedi)
78. Axel Foley (Eddie Murphy/ Beverly Hills Cop/ Sosyete Polisi
77. Ed (Nick Frost/ Shaun Of The Dead/ Zombilerin Şafağı)
76. Dr. Emmett Brown (Christopher Lloyd/ Back To The Future/ Geleceğe Dönüş)
75. Marge Gunderson (Frances McDormand/ Fargo)
74. E.T. (E.T. The Extra-Terrestrial)
73. Jack Torrance (Jack Nicholson/ The Shining/ Cinnet)
72. V (Hugo Weaving/ V for Vendetta)
71. Snake Plissken (Kurt Russell/ Escape From New York (New York'tan Kaçış), Escape From L.A.(L.A'den Kaçış)
70. Atticus Finch (Gregory Peck/ To Kill A Mockingbird/ Bülbülü Öldürmek)
69. Gollum (Andy Serkis/ The Lord of the Rings: The Two Towers (Yüzüklerin Efendisi: İkiz Kule), The Return of the King (Yüzüklerin Efendisi; Kralın Dönüşü)
68. Napolean Dynamite (Jon Heder/ Napoleon Dynamite)
67. Frank Booth (Dennis Hopper/ Blue Velvet/ Mavi Kadife)
66. The Bride (Uma Thurman/ Kill Bill)
65. White Goodman (Ben Stiller/ Dodgeball: A True Underdog Story/ Yakar Top)
64. Withnail (Richard E. Grant/ Withnail & I)
63. Wall-E (Ben Burtt (seslendirdi) / Wall-E/ Vol-İ)
62. Mathilda (Natalie Portman/ Leon)
61. R.P. McMurphy (Jack Nicholson/ One Flew Over The Cuckoo's Nest/ Guguk Kuşu)
60. Ace Ventura (Jim Carrey/ Ace Ventura: Pet Detective (Budala Dedektif), Ace Ventura: When Nature Calls (Budala Dedektif 2)
59. Tommy Devito (Joe Pesci/ Goodfellas/ Sıkı Dostlar)
58. Rick Blaine (Humphrey Bogart/ Casablanca/ Kazablanka)
57. Brick Tamland (Steve Carell/ Anchorman: The Legend Of Ron Burgundy)
56. Juno MacGuff (Ellen Page/ Juno)
55. Lt. Frank Drebin (Leslie Nielsen/ The Naked Gun/ Çıplak Silah)
54. Luke Skywalker (Mark Hamill/ Star Wars, The Empire Strikes Back, Return Of The Jedi) 53. Luke (Paul Newman/ Cool Hand Luke/ Parmaklıklar Arkasında)
52. Walter Sobchak (John Goodman/The Big Lebowski/Büyük Lebowski)
51. Quint (Robert Shaw/ Jaws)
50. George Bailey (James Stewart/ It's A Wonderful Life/ Şahane Hayat)
49. Mal Reynolds (Nathan Fillion/ Serenity
48. Tony Stark (Robert Downey Jr./ Iron Man)
47. Blade (Wesley Snipes/ Blade)
46. Anton Chigurh (Javier Bardem/ No Country For Old Men/ İhtiyarlara Yer Yok)
45. Amelie Poulain (Audrey Tautou/ Amelie)
44. Peter Venkman(Bill Murray/ Ghostbusters/ Hayalet Avcıları)
43. The Man With No Name (Clint Eastwood/ The Good, The Bad And The Ugly/İyi, Kötü, Çirkin)
42. Alex DeLarge (Malcolm McDowell/ A Clockwork Orange/ Otomatik Portakal)
41. Mary Poppins (Julie Andrews/ Mary Poppins)
40. Patrick Bateman (Christian Bale/ American Psycho/ Amerikan Sapığı)
39. Marty McFly (Michael J. Fox/ Back to The Future 1-3/ Geleceğe Dönüş)
38. Donnie Darko(Jake Gyllenhaal/ Donnie Darko)
37. Edward Scissorhands (Johnny Depp/ Edward Scissorhands/ Makas Eller)
36. Harry Potter (Daniel Radcliffe/ Harry Potter serisi)
35. Maximus Decimus Meridius(Russell Crowe/ Gladiator/ Gladyatör)
34. Rocky Balboa (Sylvester Stallone/ Rocky serisi)
33. Tequila (Chow Yun-Fat/ Hard Boiled)
32. Jason Bourne (Matt Damon/ The Bourne Identity(Geçmişi Olmayan Adam) The Bourne Supremacy (Medusa Darbesi), The Bourne Ultimatum (Son Ultimatom)
31. Aragorn (Viggo Mortensen/ The Lord of the Rings Trilogy/ Yüzüklerin Efendisi serisi)
30. Jigsaw (Tobin Bell/ Saw 1-5/ Testere serisi)
29. Daniel Plainview (Daniel Day-Lewis/ There Will Be Blood/ Kan Dökülecek)
28. Gandalf (Sir Ian McKellen/The Lord of the Rings Trilogy/ Yüzüklerin Efendisi serisi)
27. Tony Montana (Al Pacino/ Scarface (Yaralı Yüz)
26. Ron Burgundy (Will Ferrell/ Anchorman: The Legend Of Ron Burgundy
25. Yoda (Frank Oz/ The Empire Strikes Back (Yıldız Savaşları: Bölüm V - İmparator) Return of the Jedi (Jedi'ın Dönüşü)
24. Ash (Bruce Campbell/ Evil Dead I, II & Army of Darkness)
23. Harry Callahan (Clint Eastwood/ Dirty Harry/ Kirli Harry)
22. Ellis 'Red' Redding (Morgan Freeman/ The Shawshank Redemption/ Esaretin Bedeli)
21. Michael Corleone (Al Pacino/ The Godfather Part II (Baba 2)
20. Forrest Gump/ Tom Hanks Film: Forrest Gump
19. Jules Winnfield (Samuel L. Jackson/ Pulp Fiction/ Ucuz Roman
18. Captain Jack Sparrow (Johnny Depp/ Pirates Of The Caribbean/ Karayip Korsanları)
17. Hans Gruber (Alan Rickman/ Die Hard/ Zor Ölüm)
16. Neo (Keanu Reeves/ The Matrix)
15. Ferris Bueller (Matthew Broderick/ Ferris Bueller's Day Off)
14. The Terminator (Arnold Schwarzenegger/ The Terminator)
13. Keyser Soze (Kevin Spacey/ The Usual Suspects/ Olağan Şüpheliler)
12. John McClane (Bruce Willis/ Die Hard / Zor Ölüm)
11. James Bond (Sean Connery/ Goldfinger/ Altın Parmak)
10. Vito Corleone (Marlon Brando/ The Godfather/ Baba)
9. Ellen Ripley (Sigourney Weaver/ Alien)
8. Travis Bickle (Robert De Niro/ Taxi Driver/ Taksi Şoförü)
7. The Dude (Jeff Bridges/ The Big Lebowski/ Büyük Lebowski)
6. Indiana Jones (Harrison Ford/ Raiders Of The Lost Ark/ Kutsal Hazine Avcıları)
5. Dr. Hannibal Lecter (Sir Anthony Hopkins/ The Silence Of The Lambs (Kuzuların Sessizliği) Hannibal, Red Dragon (Kızıl Ejder)
4. Han Solo (Harrison Ford/ Star Wars , The Empire Strikes Back, Return Of The Jedi)
3. The Joker (Heath Ledger/ The Dark Knight/ Kara Şövalye)
2. Darth Vader (David Prowse/ James Earl Jones (ses)/ Star Wars, The Empire Strikes Back, Return of the Jed, Revenge of the Sith
1. Tyler Durden (Brad Pitt/Dövüş Kulübü)

30 Kasım 2008 Pazar

Derbiden Geriye...

Yıllardır büyük maç kazanamama hastalığı kronikleşmeye başladı desek yeridir.
Önem babında küçük maçları kazanıp yıllardır en kritik maçlardan yenik çıkmak, bu maçların ağır yükünü kaldıramamak, psikolojik olduğu kadar farklı nedenlere de bağlanabilir.
Öncelikle Mustafa Denizli'nin seçimini, sahaya çıkan 11 olarak çok yanlış bulmadım. Bana kalırsa tek hatası Serdar Özkan'dı ki bu seneki büyük düşüşü ve sayısız topu iç etmesiyle bu arkadaşın da sönüp giden genç yıldız adaylarından biri olacağı belli olmakta.
Bu maçta Holosko ya da Bobo ikilisinden biri mutlaka oynamalıydı ki benim tercihim Holosko olurdu, gerekirse birçok kez denendiği gibi kanatta oynatılabilirdi, ya da 70.dakikayı beklemeden daha erken alınabilirdi.

Orta saha ise büyük bir muamma. Sivok bu seneki en başarılı ya da tek başarılı transfer olduğunu her maç kanıtlarken Cisse ise bir anadolu takımı futbolcusu kıvamında her risk almadan, suya sabuna dokunmadan, hiçbir şey üretmeden geçiriyor. Birisi bana Cisse'nin Uğur İnceman'dan ya da gönderilen Koray Avcı'dan ne gibi artıları var söyleyebilirse çok sevinirim.
Dünkü ilk sarı kart hatalı olabilir ama kart görmüşken yaptığı arkadan hareketle de maçı bitiren adam oldu. O ana kadar da hiç de fena değildik özellikle hücumlarda pas organizasyonlarında.
Ekrem Dağ hiç sırıtmadı, Nobre her zamanki gibi çalışkandı, Sivok keza öyle, savunmaya gelecek olursak Gökhan Zan'a artık sabır falan dayanmıyor bu kadar kademe ve pozisyon hatası yapan bir adamın yeri yok bana kalırsa. Bu maçta da Zapo ve Toraman ortada oynayıp sağ bekte Serdar Kurtuluş denenebilirdi.

Velhasıl kırmızı karta kadar gayet güzel giden, ardından izlenebilirliği düşen sıkcıı hale gelen, Fenerbahçenin de rahatlayarak geniş geniş takıldığı çok da bir şey yapmadan kaznadığı bir derbi oldu. Onlarda da Alex'in kötü futbolu, Kazım ve Deivid'in silik futbolu dışında Selçuk, Guiza ön plana çıkan başarılı topçulardı. Savunma olarak bizim savunmanın bir milim ilerimizdeler iyi oldukkları söylenemez.
Devre arası bana kalırsa iyi değerlendirilmeli her iki takım için de...
Beşiktaş artık bu takımı kaldıramayan, çapsızlardan kurutulmalı, 50 tane adam alıp göndermeyle de bu iin olmayacağını öğrenip yoluna devam etmeli ki şu haliyle yine şampiyonluğun en büyük adaylarından biri...

28 Kasım 2008 Cuma

Taça Çıkan Top ve İlyas Salman

İlyas Salman'ın geçmişte futbolu barındıran filmlerde görmüştük. Kendisini de futbolla alakalı benzetmelerle anlatıyo kimi zaman. Sis ve Gece'nin ardından son olarak yine bir futbol filmi olan, görme özürlü bir takımın olimpiyatlara gitme hayalini anlatan 'Çıngıraklı Top' filminde rol almıştı ki İlhan Mansız da konuk oyuncu olarak mevcut bildiğim kadarıyla. Ocak sonu vizyonda denmişti ama noldu bilmiyorum akıbetii hayırlısı...
çıngıraklı top

Sinemayla yaşamak, adam gibi filmlerde rol almak istiyorum Sinemayla uyuyup, sinemayla uyanıyorum Yönetmenlerimizin büyük çoğunluğu benim kadar dürüst olmadı Ömrümün kısıtlı olduğunu biliyorum Sinema yapmam gerekli.
Kendimi taca çıkmış futbol topu gibi görmek istemiyorum. Yılmaz Güney'in de dediği gibi; iyi bir seyirci olacağına kötü bir oyuncu ol, ama sahanın içerisine gir...

Beni en çok Adalet Ağaoğlu'nun Fikrimin İnce Gülü'nden uyarlanan Sarı Mersedes ile içine çekmiş, bu rolü aşkası oynayamazdı dediğim, yol filmi böyle yapılır dedirten balkız ve ilyas salman eşliğinde mükemmel bir filmdi. Yine Ya ya ya şa şa şa adlı filmde babasından türlü dayaklar yemesine rağmen futbol oynayan, eşyalarını sobaya saklayıp antrenmanlara koşan rolüyle de hep aklımdadır.
Ustanın Çiçek Abbas, Banker Bilo, Kibar Feyzo gibi kilometre taşı filmlerde özellikle Şener Şen ile birliktelikleri insanı kendinden geçirir.
Yıllarca gözardı edilip tek bir rol vermedikten sonra Turgut Yasalar'ın Sis ve Gece'sinde izledik kısa ama doğru bir rolde. Filme damgasını vuran monologa da imza attı İlyas Salman, ülkemizde pek örneği olmayan polisiye türünde cesurca yapılmış filmdeki en güzel unsurlardan biriydi.
Bazıları samimiyetinden kuşku duysa da ben bu adama inanıyorum, seviyorum arkadaş, Her dediğiyle yaptığıyla orjinal, harbi bir adam. Kalas gibi olup yakışıklılığıyla günümüzde rol kesen sözde aktörlere inat İlyas Salman diyoruz efenim:)

Şiir yazdım, türkü okudum Ben yoksulluk edebiyatı yapmam Orta halli bir hayatı ömür boyu sürdürecek kadar gelirim var Kitaplarımdan, türkülerimden kazandım Bu ülkede ekmek bulamayan insanlar varken, ben kalkıp yoksulum desem dünyanın en büyük ihanetini yapmış olurum Evim var, çocuklarımı okutmuşum Hem zihinsel zenginlik kadar güzel bir şey var mı?

Manchester


Reuters'in yakaladığı, geçen sezon İngiltere Premier Lig'de yaşanmış en güzel olaylardan biri sözkonusu olan.
Yılların rekabeti Manchester Derbisinde, 50 yıl önceki United takımının geçirdiği trajik kazanın yıldönümünde 1 dakikalık saygı duruşu ve ellerde atkılarla mükemmel bir görüntüydü ki maçta yaşananlar da bir o kadar güzeldi...

Kadir Has'ta Sansüre Hayır !


Kadir Has Üniversitesi yönetimi Sinema Kulübü HasSinek'in izinli, imzalı afişlerine sansür uygulayıp gizlice kampüs içindeki panolardan toplatmıştır. Sinemada sansüre alışkın bu topraklar. Demek ki sıra sinema kulüplerinde. Sansür hakkında ayrıntılı bilgiye kulübün internet sayfasından ulaşabilir, destek verebilirsiniz.
Bu sese kulak vermek lazım; "Emeğimizi çalan, önümüze taş koyan, şevkimizi kıran, afişlerimizin toplatılmasını sağlayan başta Genel Sekreterimiz Sn. Ahmet Söğütlü olmak üzere tüm yetkilileri protesto ediyoruz!"

http://www.khassinek.com/

27 Kasım 2008 Perşembe

Fellini & Tatlı Hayat

“Öykü anlatıcılar olarak bizim görevimiz insanları bir istasyona ulaştırmaktır. Orada zaten herkes kendi trenini seçecektir... Ancak biz onları yola çıkacakları noktaya ulaştırmalıyız.” – Fellini


'Tatlı Hayat' - La Dolce Vita 50 yaşında

İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin unutulmaz filmi ‘La Dolce Vita’ 50. yaşına basıyor. 1960 yılında gösterime giren ‘Tatlı Hayat’ filminin 50. yıl kutlamaları Fellini’nin doğduğu Remini şehrinden Los Angeles’a kadar uzanacak.
Yönetmeni şöyle bir hatırlayacak olursak;

*İlkokul eğitimini, Rimini'deki San Vicenzo Rahibeleri'nden alan Fellini (sağda) 10 yaşında evden kaçıp bir sirkte çalışmaya başladı.

*Üniversite yıllarında mizah ve resimli roman dergilerinde çalıştı. 1939 yılında Roma’da karikatür sanatçısı olarak çalıştı. Radyo ve filmler için espriler yazan yönetmen 1943 yılında oyuncu Giulietta Masina ile evlendi.

“Yönetmen olmasaydım bir sirk yöneticisi olurdum” – Federico Fellini.


*1950 yılında ilk filmini Alberto Lattuada ile birlikte yönetti. Başarılı yönetmen hayatı boyunca dört kez 'En İyi Yabancı Film' Oscar ödülünü aldı.

*1993 yılında özel bir Oscar’la onurlandı ve aynı yıl Roma’da kalp krizinden öldü.


“Ben bir yalancıyım, ama dürüst bir yalancı” – Fellini

8½ , Aylaklar (I Vitelloni), Ruhların Jülyeti (Giulietta Degli Spiriti), Amarcord gibi filmleri dünya çapında ün yapmış La Dolce Vita kadar kült olmuş başlıca filmleri.

Yönetmenle hiç tanışmayanlara ya da aşina olup filmine ulaşamayanlar için ülkemizde AE Film/Saga'nın çıkardığı şahane bir Fellini dvd seti mevcut ki akıllara zarar. Tavsiye edilir hararetle...

26 Kasım 2008 Çarşamba

Canım Ailem


Dün itibariyle 2.bölümünü izleyebildiğimiz, ilk bölümde Cem Yılmaz'ın şöyle bir göründüğü, güzel insan Uğur Yücel'in önderliğinde ve tüm harbiliğiyle izlenesi güzel bir dizi.
Meliha rolünde Şebnem Bozoklu diye bir hatun var ki bu kadar mı güzel rol yapılır arkadaş. Diziyi izlemek için bir başka sebep alın size. Samim rolünde Uğur Yücel ise yine yeteneğinin doruklarında dolaşırken Samim karakteriyle en has Adanalı2yı ekranlardan evlere taşıyor, canım ciğerim diyerekten:)


Film trajik şekilde başlasa da yavaş yavaş renkleniyo, komedi daha ağır basar oldu güzel de oldu. Bir de ülkede başarılı olmuş birçok dizi gibi semt kültürünü, semt havasını yerleştirmeye başlamışlar ki bu da seyircinin benimsemesi yolunda olumlu bir adım olmuş.
Oyuncu babında genç oyuncular da çok başarılı sadece ufak çocukların büyük olanı abileri biraz kıl bir tipe sahip, bunun dışında Uğur Yücel'in dizide ekürisi konumunda OZan Güven de gayet güzel olmuş, biri Adanalı diğeri Mersinli muhabbet epey güzel oldu ki bu bölümde bir ara Mersin-Adana Demirspor muhabbeti de geçmedi değil.

Dizinin akıbeti umarım geçtiğimiz yıl Fikret Kuşkan ve Erkan Can'lı Bıçak Sırtı gibi olmaz. Reyting kıstas olarak alınıp hareketle bu güzelim dizide en cafcaflı zamanlarında bir anda bitirilirse şaşırmamak gerek.
Uğur Yücel'e dönecek olursak Yazı-Tura ve Hayatımın Kadınısın yönetmenlik deneyimlerinden sonra oyunculuğa ağırlık verdi ki iyi de oldu, bu ülkede sessiz sedasız canavar gibi işler yapan, sanatsa sanatın kralını yapan, üreten, iz bırakan nadir adamlardan. Yüzüyle, mimikleriyle, tüm oyun becerisiyle her olduğu projeyi izletmeyi başaran, hayvan gibi oynuyor diye tabir edilen renkli güzel bir adam, allah başımızdan eksik etmesin.

dizi ile bilgiler, fotolar, bölüm özetleri, oyuncular ve forum bölümleri şu adreste;
http://canimailem.tv/

25 Kasım 2008 Salı

2 Kapak!


Bu hafta mizah dergileri bol olan malzemeyi iyi kullanmış, harbiden kapak olmuş! dedirten sayılara imza atmışlar. Ortada muhalefet namına bir şey yokken bu görevi mizahçıların üstlenmesi de ayrı bir ironi.
Bakımı yapılmayan Karaköy İskelesi'nin Çöküşü ile Kadir Topbaş-Tayyip Titanik tasviri 10 numara olmuş. 2.kapak olarak da bir dediği ötekini tutmayan, artık ne yapacağını şaşırmış halde polemik ve Akp'ye oy kazandırmaktan başka bir halt yemeyen Baykal'ın çarşaf aşkı mecvut.
Uykusuz'da yine Başbakanın dilinden düşürmediği anlamsız 3 çocuk isteği ve çocuklara yakıştırılan muamelelerle paralel olarak işlenmiş;

Atem Totem Ben Seni

Efenim bazı bazı gündeme gelen özellikle büyük maçlar, derbiler öncesi pek konuşulur bu totem mevzusu. Kimi uğurlu atkısını takar özellikle eski atkılar, kimi maçı aynı yerden takip etmek ister, kimi devre arasında yanındakiyle yer değiştirir kimisi omuz-omuza ile başlamak iyidir der, kimisi de takımındaki gıcık topçunun oynamaması için dua eder.
Bizde bu tarz hal ve hareketler mevcutken Four Four Dergisi İngiltere ve Britanya genelinde 2 milyon futbolsever üzerinde araştırma yapmış. Rakam çok büyük nasıl yaptılar bilmiyorum ama anket, e-posta, ya da internet üzerinden oylama gibi alet edavatlar kullanılmıştır heralde.
Kültürler değiştikçe insanların reaksiyonları, davranışları da bir o kadar farklılık gösteriyor. İngilizler denince yeme içme burda da kendisini gösteriyor, hatta şanslı tuvalate kadar gidiyor olay;)

“Takımınızın kazanması için maç öncesi ne yaparsınız?” Kulüplerine bağlılıkları yüksek derecede olan insanların yanı sıra holigan olmayanların da dahil edildiği bu anketin sonuçları, ünlü futbol dergisi FourFourTwo’da yayınlandı. İşte verilen yanıtlara göre taraftarların şans getirmesi için yaptıkları 10 uğur...

1 Maçtan önce şanslı içeceğini içmek... (Yüzde 35)

2 Şans getiren elbiseleri giymek... (Yüzde 21)

3 Her zaman yediği hamburgeri yemek... (Yüzde 10)

4 Her maça aynı yolu kullanarak gitmek... (Yüzde 9)

5 Karşılaşma öncesi bahis oynamak... (Yüzde 8)

6 Cinsel ilişkiye girmek... (Yüzde 5)

7 Maç günü aracını aynı parka koymak... (Yüzde 4)

8 Maç öncesi şans getiren tuvalete gitmek... (Yüzde 3)

9 Dua etmek... (Yüzde 3)

10 Müzik dinlemek... (Yüzde 2)

Bira & Zidane

Zizou abiyi özlüyoruz açıkçası, son dönemde iyice sayıları azalan ikon'lardan biriydi, sessiz sedasız ölümcül topları atar aynı şekilde soyunma odasının yolunu tutardı. Ta ki Materazzi denen şahsiyet çıkana kadar, keşke öyle veda etmeseydi derken yine de her haliyle seviyoruz onu, bir de Cezayir formasıyla bu başarıları gerçekleştirseydi Maradona tadında bir kahramanımız olurdu, gerçi Fransa formasının kapıları bir bir açtığı da bir gerçek ya bizimkisi fanteziye kaçan yorumlar işte...

Başlığa malzeme konusu ise Fransızların içimi kolay lager türü birası 1664'ün reklamı ve soyunma odalarına gidemeden Zidane'nin koridorda birayla kucaklaşması olayı. Devamında açıp lıkır lıkır içtiği rivayet edilir...