31 Mart 2008 Pazartesi

Sinemadan Çıkmış İnsan...

Yusuf Atılgan - Aylak Adam

İki saat sonra kalabalığın içinde, sinemadan bir dar sokağa çıkan sanki başka birisiydi. düşünüyordu: "çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona birşeyler yapmış. salt çıkarını düşünen kişi değil. insanlarla barışık. onun büyük işler yapacağı umulur. ama beş-on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar."

saatine baktı: dört buçuğa beş vardı. "eve gidip okusam." durağa yürüdü. "bunları kurtarmanın yolunu biliyorum. kocaman sinemalar yapmalı. bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara. iyi bir film görsünler. sokağa hep birden çıksınlar..." kafasından geçene güldü. duraktakiler dönüp baktılar. kadının biri kaşlarını çattı. sokakta kendi kendine sesli gülünemeyeceğini bilmeyen yoktu. " ne adamlar be. güldüysem güldüm, size ne?" duramadı orda, yürüdü. eve gitmeyecek. içindeki sinemadan çıkmış kişiyi öldürdüler. sağ kalan sıkıntılı, kızgın...

27 Mart 2008 Perşembe

F1 sütun


Yeni sezona radikal değişikliklerle girdi Formula.
Yıllık 3.9 milyar dolar gibi uçuk bir gelir sahibi olan f1'de en dikkati çeken değişiklik çekiş kontrol sisteminin kaldırılması ve elektronik kontrol ünitesinin her takım için standart hale gelmesi.
Yarış esnasında birçok hamleyi otomatik bir şekilde halleden takımlar çekiş kontrol sisteminin kalkmasıyla sürüş güvenliği sorunları yaşayacağı malum, bu kural le birlikte pliotların yeteneklerinin ön plana çıkarılacağı tahmin ediliyormuş...
hayırlısı diyoruz, şahsen eskisi gibi takip etmiyorum.
bir Hakkinen-Schumacher çekişmesi kadar bünyede heyecan yaratan mücadele olmadı epeydir.
Şu an için yukarıdaki sahneler dışında f1'de beni çeken pek bişey kalmadı desem yeridir.

24 Mart 2008 Pazartesi

Replik - Monsieur Verdoux

Sinemanın en büyük ismi kuşkusuz, çağının ötesinde bir usta. Hiciv sanatsa oscar Chaplin'indir:)
Özellikle Abd politikalarını o yılda cesurca eleştiren, Abd vatandışlığını reddedip burada kara listeye alınıp ülkeye girilşi yasaklanan, dönemin koşullarına, teknolojik değişimlere, anlamsız politikaalra karşı komediyi inanılmaz kullanan, günümüzde belaltından ibaret ola komedinin ne büyük ve ciddi birşey olduğunu kanıtlayan Chaplin'den sayfalarca çıkabilecek tespitlerine hayran olmamak elde değil ki Peter Sellers da ikinci temsilcidir candır efendim...

Monsieur Verdoux ile sinema tarihinin büyük ihtimalle ilk seri katilini de oynayarak çok yönlülüğünü fazlasıyla kanıtlamış, gönüllerdeki yerini sağlamlaştırmıştır.



“Bir tek kişiyi öldürürseniz bir katilsiniz. Ama milyonlarca insanı öldürürseniz bir kahraman. Çocukları ve kadınları kitle halinde öldürmek için bomba icat edenler, alkışlarla karşılanıyor.”

> Monsieur Verdoux, Charlie Chaplin <

13 Mart 2008 Perşembe

Mayınlar Arasında Futbol

Geçtiğimiz günlerde bazı alanlarda fotoğraf ödülleri verildi, çok çarpıcı fotoğraflar vardı bu da en başarılı olanlarından biri;
Anadolu Ajansı'ından Rıza Özel'in elinden çıkmış, en iyi foto röportaj seçilmiş ayrıca...
Her şartta oynanabilen futbolun, umut veren, yaşam sevinci katan futbol topunun kanıtı adeta;

11 Mart 2008 Salı

19.Ankara Uluslararası Film Festivali - John Cassavetes


13-23 Mart arası Kızılay Büyülü Fener Sineması ve Çağdaş Sanatlar Merkezindeki birçok etlinlikle gerçekleştirilecek olan Ankara Uluslararası Film Festivali Perşembe günü başlıyor.
Top Yuvarlak Sinema Dört Köşe gibi futbol için özel bir bölüm ayrılan, panel ve turnuvayla renklendirilecek festivalde Kısa Filmler, Dünyanın Her Köşesinden Filmler, Yurtdışında Yaşayan Türk Yönetmenler, Belgeseller, Kieslowski:İzler ve Hatıralar Sergisi, Latin Amerika Filmleri gibi leziz programların yanında hemen her festivalde bir yönetmene, ustaya mercek tutma geleneğine John Cassevetes filmleriyle dopdopu bir içerik sinemaseverleri bekler...


Günümüz filmleri yalnızca bir hayal dünyası sunuyorlar ve insanlarla gerçek bir bağ kurmaktan yoksunlar. Bu ülkede, insanlar duygusal olarak 21 yaşında ölüyorlar. Belki de daha erken...Bir sanatçı olarak benim sorumluluğum, onların ayakta kalmalarını, hiç değilse 21'i dolduracak kadar yaşayabilmelerini sağlamak. bana kalırsa filmler, acıdan ve hiçlikten kurtulmanın mümkün olduğu duygusal ve entelektüel topraklarda yol bulmayı sağlayan birer harita.
John Cassavetes

9 Mart 2008 Pazar

Cemal Süreya - Baba Hakkı

Tehlikeli melek. Altın yürekli ve çıkarsız haydut. "Yenilmez Armada"nın azıcık boydan kısa kaptanı. Lise yıllarında birçok kez seyretme olanağı bulmuştum Baba Hakkı''yı. Fenerli olduğum için çok ürkerdim ondan. Gittiğim Hakkı''lı maçların hemen hepsini kaybettik. Taş gibi adam kalmış belleğimde. Kendisi de anlatır anılarında, futbolun yanı sıra barfiks, güreş, boks da yapmış. Ama asıl heybeti hızından, inanılmazı gerçekleştirebilmesinden geliyordu.

Granit amatör. Elini beline koydu mu karşısındakilerin işi bitik.

1910 doğumlu. Halıcıoğlu Askeri Lisesi''nin kart öğrencisi. 9. sınıfta profesyonel de oldu. Diyelim ki profesyonel. Transfer ücreti de şu: Sivil lise giderleri (tramvay bileti, vb) kulüpçe karşılanacaktı.

Baba... Doğan Koloğlu''nun "baba" kavramı için getirdiği yorum çok ilginç. Ona göre Hakkı Yeten''in "baba"lığı "şambabalığı ve parababalığının uzlaşmaz karşıtıdır." Gerçekten Hakkı''nın "baba" sanında bir yiğitlik, bir özveri de saklı ki hemen hiçbir futbolcuya nasip olmamış. Beşiktaş takımının tarihsel görüntüsünü de açıklar. Daha neler var bu adda: Hocalık, şövalyelik, tok söz, kurumlaşmış ağabeylik... Daha, daha: Sıkı denetim, içinde ürkü bulunmayan saygı, son ânı hiçbir zaman gündemden düşürmeyen gizilgüç, uyluğuyla top alan bıçkınlık, şıklığı dışlamayan sert oyun.

Ve kahraman şımarıklığı... Tribünlerdeki aykırı gösterilere, hatta belki kimi zaman hakeme karşı donunu indirip orasını da gösterebilmiştir. Sarışın bayan gazeteciyi Şükrü Enişte''ye havale ettiğini sezdirmiştir. Ama "Baba" imgesindeki büyük karizma her zaman çirkin görünmesini önledi onun.

Baba Hakkı hem başkan, hem kaptan, hem oyuncuydu. Aynı zamanda da seyirci. Hakemin ürküttüğü tek futbolcu da o oldu sanırım.

Beşiktaş''ın Mao Zedung''u.

Beşiktaş''a ne kaldı ondan? Tek kişiden kalabilen en çok şey... Bugün, Fenerbahçe''yi zaman içinde var olmuş birçok oyuncuyu yan yana koyarak tanımlayabiliriz. Galatasaray''ı da. Beşiktaş''ı ise yalnız onu düşünerek de açıklayabiliriz. Bu bir olay. Mutlaka bir adı olmalı.

Bulaşıcı güç.

İkinci devrede 6 gol atarak ve attırarak bir maçı 6-3 alabilen kaptan.

Beşiktaş, sermayesi insan olan bir kulüp. O yarattı bunu.

Bir Recep, bir Mehmet Ali, bir Lefter, bir Can, bir Metin... Bunları tek tek sanatçılar olarak anımsıyor kişi.

Baba Hakkı ise bir kurum gibi, bir ordu gibi, bir okul gibi... Tuhaf şey, çok büyük buluyorum, ama tek başına düşünemiyorum onu. Maksim''den, Kristal''den, Novotni''den, başka eğlence yerlerinden çıkmazmış. O yanını ise hiç düşünemiyorum.

Şükrü''sünü bulmuş bir Hakkı benim için çok büyük şey.

Beşiktaş bugün gerçek bir spor kulübü. Galatasaray daha da sağlam bir spor kulübü. Fenerbahçe ise bir türlü kulüpleşemedi. Beşiktaş''ınkini burada biraz da Baba Hakkı geleneğine bağlayamaz mıyız? Beşiktaş''la özdeşleşen ad. Yöneticilik, genel kaptanlık, başkanlık ve onursal başkanlık da yaptı kulüpte. Kulübüne böylesine damga vurmuş başka sporcu var mı ülkemizde?

Kurtuluş Savaşı tadı var Baba Hakkı adında. O da var.

Şemsiyesi koskoca bir palto. Çok da uzun geliyor ona.

23 Nisan 1989

Barnsley ve Kupa


Geçtiğimiz günlerde FA Cup'ta Barnsley tarih yazmaya devam etti, Liverpool'un ardından Chelsea gibi bir devi daha devirmeyi bildi.
Özellikle hücumdaki en büyük gücü Odejayi adlı oyuncuları Adebayor'u andıran futbolu ve fiziğiyle gözardı edilmemesi gereken bir adam ki golü bulup yarı final kapısını aralayan da o oldu.
Barnsley taraftarlarının maç sonu sahaya girip deli gibi eğlenmeleri ise maç için görülebilecek en güzel anlardı.
Diğer bir sürpriz ise Man.Utd - Portsmouth maçında penaltıdan gelen golle kupanın favorisi Manchester'ın elenmesiyle gerçekleşti...

Avrupada kupa maçlarında bu tür sürprizler çok yaşanıyo, Almanya'da amatör bir kulübün finale çıkmıştı geçtiğimiz yıllarda bir Berlin ekibiydi yanılmıyosam, yine St.Pauli yarı final yada finale çıkmıştı Bayern Munih ile karşılaşıp muhteşem bir taraftar desteğiyle acayip pozisyonlar kaçırıp ardından gol yiyip yenilseler de futbola renk getiren anlardı kuşkusuz.
Bizde ise ligde, yayın gelirlerinde olduğu gibi kupa kuralarıyla başlayan eşitsizlik seribaşı usulü büyük takımlara torpil yapılması sürprizleri adeta imkansız kılıyor.
Darısı bizim başımıza, inşallah herkesin ağzına bal çalan(özellikle 3 büyüklere), siyasetin kucağındaki futbolumuz bir gün adaletli bir sistemi gerçekleştirir.

Marley Efsanesi Film Oluyor


Futbolun hastası, aykırı ruh halini şarkılarıyla dünyaya haykıran, Birleşmiş bir Afrika hayaliyle ömrünü geçiren müzik efsanesi Bom Marley'in hayatını konu alacak film projesi epeydir söylense de yakın zamanda aşağıdaki haberle net bir şekilde telaffuz edilmeye başlandı;

Reggae müziğini Jamaika sınırları dışına taşıyarak efsaneleşen Bob Marley’nin yaşam öyküsü beyazperdeye taşınıyor.
Genç yaşta kanserden ölen Marley’nin hayat hikayesini anlatan ilk filmin yapımcıları arasında sanatçının eşi Rita Marley de yer alacak.
Filmin çekimlerine gelecek yıl başlanması, 2009 yılında seyirciyle buluşması planlanıyor.
Tanınmış yönetmen Martin Scorsese’nin hazırladığı, Bob Marley’ye ilişkin bir belgeselin de sanatçının 65. yaş günü olan 6 Şubat 2010 tarihinde gösterime girmesi planlanıyor.

Sabırsızlıkla bekliyoruz, Maradona'nın filmi gibi patates olmaz diye umuyoruz...

“Football is a whole skill to itself. A whole world. A whole universe to itself. Me love it because you have to be skilful to play it! Freedom! Football is freedom.” (Bob Marley- 1979)”

Kadın&Şiddet

her 3 kadından biri şiddet mağduru.
Şiddetin hertürlüsünü yaşayan, yaşatan, sürdüren bir toplum olarak özellikle kadınlar üzerinde uygulanan şiddet bildik bileli sıradan birşeymiş gibi sunuldu her zaman.
ekonomik özgürlükten yoksun, alınıp-satılan, şiddetin her şekline maruz kalan kadınlar da karakollarda barıştırılarak evlerine geri gönderildi yada baba evinde de dayak yiyerek püskürtüldü.
Her yıl kutlanan abuk subuk sevgililer günü gibi bizzat tüketime yönelik günlerdense kadınlar günü gibi aktivitelerle, protestolarla dolu bir gün daha makbul görünüyor.

Özellikle şiddet ve kadın hususunda çok güzel afişler hazırlanmış, birkaç demet;

Yüz yıllık yalan; Kapıya çarptım...


Şiddetin Rengi

Avucunun içindeki oyuncak mı?

28 Şubat 2008 Perşembe

Futbol Filmleri Geliyor!..


Herhangi bir turnuvada dünya çapında milyarları çeken, manyaklık derecesinde sevilen futbol temalı film sayısı ne yazıkki çok az, belki de bu işe girmeye çekiniyolar beğenilmeyeceği korkusuyla ki doğruluk payı var.
Tam anlamıyla futbol filmi örneği çok az, genelde savaş, aşk, işsizlik gibi ana temaların işlendiği filmlerde yan unsur olarak destekleyicci bir rol oynuyor futbol.
Savaşın gölgesinde Zafere Kaçış gibi ya da mahalle-semt kültürünün buram buram koktuğu melankolik aşkların anlatıldığı Dar Alanda Kısa Paslaşmalar gibi...
Futbolun aşırı derecede sevilmesi nedeniyle yapılan filmlere çok rahat burun kıvırabiliyoruz bu da futbol filmi yapmayı nerdeyse olanaksız kılıyor. Futbol yaşanır en gerçekçiliğiyle belki de beyazperdeye yakıştıramadığımızdan tüm bunlar. Belki de futbolu bilen biri çok sağlam bir projeyle taş gibi bir film yapar o da istisna olarak yazılır heralde sinema tarihine.

Özellikle Ankara'lılara bir müjde. Bu yıl 19.su gerçekleştirilecek olan Ankara Film Festivali kapsamında özel bir bölüm ayrılan Futbol Filmleri gösterimleri gerçekleştirilecek. Onunla da kalmayıp panel ve festival konuklarının katılımıyla da bir futbol turnuvası gerçekleştirilecek.
Şöyle baktığımızda gözüme ilk çarpan efsane Zoltan Fabri'nin Cehennemde İki Devre'si oldu ki kaçıranı döverler heralde.

Meraklılar için festival tarihleri 13-23 Mart tarihlerinde ve filmler Kızılay Büyülü Fener ve Çağdaş Sanatlar Merkezinde gerçekleştirilecek.

26 Şubat 2008 Salı

Oscar goes to...


Senaryo yazarlarının ses getiren haklarını aradıkları, sektörü sekteye uğratan grevlerinin bitmesinin ardından Akademi ödüllerinin 80.yılında ödüller dağıtıldı.
Oscar ödülleri gerçek sinemasever için asla ölçü olmamıştır zaten ödüller de bu sektör içinde oyuncuların ödülle birlikte fiyatlarını arttırdığı yada filmlerin dvd satışlarında patlama yapmaları dışında pek bir işe yaramaz.
Özellikle yapım şirketlerinin baskıları, bazı isimleri ön plana çıkartmaları yüzünden sayısız kere hakeden isimler ödül kazanamadı ki buna en iyi örnek Taxi Driver, Raging Bull gibi bir ton kült filme burun kıvıran Akademi geçen yıl Hongkong uyarlaması Departed'e ödül vererek bir nevi günah çıkarmıştı.

Marion Cotillard

Velhasıl kırmızı halısıyla, 24 ayar altın heykelciği ,le bir şov durumundaki oscar ödülleri bu sene Avrupa'lılara giderek tarihinde belki de akademi üyelerinin eğilimlerinin değiştiğini gösterdi.
1964'ten beri ilk defa en iyi kadın, erkek, yardımcı kadın ve yardımcı erkek kategorilerinde ödüller Abd'li olmayan oyunculara gitti.

En büyük sürprizlerden biri Julie Christie'nin kazanmasına kesin gözüyle bakılan En iyi Kadın Oyuncu kategorisinden geldi ve ilk kez ödül adaylığı olan Marion Cotillard nutku tutularak ödülü aldı. Ayrıca Julie Christie'nin göğsünde Guantanamo'yu protesto eden kurdele ile katılması ve bunu dile getirmesi belki de en güzel şeydi.
Beni en sevindiren hadise güzel insan, çok yönlü oyuncu Javier Bardem'in No Country for Old Men'deki rolü ile yardımcı oyuncu oscarını almasıydı. Ödül kadar konuşulan şey Bardem'in filmdeki akıllara zarar saç kesimiydi ki hak vermemek elde değil.

Ödüllerdeki en başarılı kişi ise şüphesiz sunucu, komedyen Jon Stewart idi. Özellikle Amerika'nın anlamsız politikalarına ve sn dönem gündemin ilk maddesi olan başkan adaylarına taş üstüne taş yağdırdı.


Ödüller içinde arka planda kalan En İyi Belgesel Ödülünü de Amerikan üssünde bir Afgan'a yapılan işkenceleri konu alan "Taxi to the Dark Side" filmi aldı. Afgan bir vatandaşın gözaltında işkenceyle öldürüldüğü hayatı anlattığı filmin ödül almasının ardından yönetmen Alex Gibney, küresel büyük şirketlerin güdümündeki Amerika'nın karanlıktan bir gün aydınlık günlere gideceğini umuyor...

4 dalda ödül alan No Country for Old Men'in Coen biraderlerin bol kanlı, romandan uyarladıkları filmin oscar alması akademinin bu tarz filmlere yanaşmayan yapısını da değiştirmişe benziyor.
Son birkaç yıldır mütevazı küçük bütçeli filmleri ödüllendirmesiyle de ödül törenleri olumlu puan aldı diyebiliriz ki bu sene Juno En iyi özgün senaryo ile geçen yıl da Little Miss Sunshine'da ödül alarak taçlandırılmıştı.

İşte adaylar ve kazananların genel listesi

En iyi film
Kazanan - No Country For Old Men (İhtiyarlara Yer Yok)

Diğer adaylar
Atonement
Juno
Michael Clayton
There Will Be Blood

En iyi yönetmen
Kazanan - Joel ve Ethan Coen, No Country For Old Men (İhtiyarlara Yer Yok)

Diğer adaylar
Julian Schnabel, The Diving Bell and the Butterfly
Jason Reitman, Juno
Tony Gilroy, Michael Clayton
Paul Thomas Anderson, There Will Be Blood

En iyi erkek oyuncu
Kazanan - Daniel Day-Lewis, There Will Be Blood (Kan Dökülecek)

Diğer adaylar
George Clooney, Michael Clayton
Johnny Depp, Sweeney Todd
Tommy Lee Jones, In the Valley of Elah
Viggo Mortensen, Eastern Promises

En iyi kadın oyuncu
Kazanan - Marion Cotillard, La Vie en Rose (Kaldırım Serçesi)

Diğer adaylar
Cate Blanchett, Elizabeth: The Golden Age
Julie Christie, Away from Her
Laura Linney, The Savages
Ellen Page, Juno

En iyi yardımcı kadın oyuncu
Kazanan - Tilda Swinton, Michael Clayton

Diğer adaylar
Cate Blanchett, I’m Not There
Ruby Dee, American Gangster
Saoirse Ronan, Atonement
Amy Ryan, Gone Baby Gone

En iyi yardımcı erkek oyuncu
Kazanan - Javier Bardem, No Country For Old Men

Diğer adaylar
Casey Affleck, The Assassination of Jesse James...
Philip Seymour Hoffman, Charlie Wilson’s War
Hal Holbrook, Into the Wild
Tom Wilkinson, Michael Clayton

En iyi yabancı film
Kazanan - The Counterfeiters (Kalpazanlar) - Avusturya

Diğer adaylar
Beaufort (İsrail)
Katyn (Polonya)
Mongol (Kazakistan)
12 (Rusya)

En iyi animasyon film
Kazanan - Ratatouille

Diğer adaylar
Persepolis
Surf’s Up

En iyi uyarlama senaryo
Kazanan - No Country For Old Men (İhtiyarlara Yer Yok) ile Joel ve Ethan Coen
Diğer adaylar
Atonement
Away from Her
The Diving Bell and the Butterfly
There Will Be Blood

En iyi özgün senaryo
Kazanan - Juno

Diğer adaylar
Lars and the Real Girl
Michael Clayton
Ratatouille
The Savages

En iyi film müziği
Kazanan - Atonement

Diğer adaylar
The Kite Runner
Michael Clayton
Ratatouille
3:10 to Yuma

En iyi film şarkısı
Kazanan - Falling Slowly - Once (söyleyenler Glen Hansard ve Marketa Irglova)
Diğer adaylar
Happy Working Song - Enchanted (söyleyen Amy Adams)
Raise It Up - August Rush (söyleyenler Jamia Simone Nash ve Impact Repertory Theatre)
So Close - Enchanted (söyleyen Jon McLaughlin)
That’s How You Know - Enchanted (söyleyenler Amy Adams)

En iyi belgesel film
Kazanan - Taxi to the Dark Side

Diğer adaylar
No End in Sight
Operation Homecoming: Writing the Wartime Experience
Sicko
War/Dance

En iyi kısa belgesel
Kazanan - Freeheld

Diğer adaylar
La Corona (The Crown)
Salim Baba
Sari’s Mother

En iyi görsel efektler
Kazanan - The Golden Compass

Diğer adaylar
Pirates of the Caribbean: At World’s End
Transformers

En iyi sinematografi
Kazanan - There Will Be Blood

Diğer adaylar
The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford
Atonement
The Diving Bell and the Butterfly
No Country For Old Men

En iyi sanat yönetimi
Kazanan - Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

Diğer adaylar
American Gangster
Atonement
The Golden Compass
There Will Be Blood

En iyi animasyon kısa film
Kazanan - Peter and the Wolf

Diğer adaylar
I Met the Walrus
Madame Tutli-Putli
Meme Les Pigeons Vont au Paradis (Even Pigeons Go to Heaven)
My Love (Moya Lyubov)

En iyi kısa film
Kazanan - Le Mozart des Pickpockets

Diğer adaylar
At Night
Il Supplente
Tanghi Argentini
The Tonto Woman

En iyi kostüm tasarımı
Kazanan - Elizabeth: The Golden Age

Diğer adaylar
Across the Universe
Atonement
La Vie en Rose
Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

En iyi makyaj
Kazanan - La Vie en Rose

Diğer adaylar
Norbit
Pirates of the Caribbean: At World’s End

En iyi ses miksajı
Kazanan - The Bourne Ultimatum

Diğer adaylar
No Country For Old Men
Ratatouille
3:10 to Yuma
Transformers

En iyi ses kurgusu
Kazanan - The Bourne Ultimatum

Diğer adaylar
No Country For Old Men
Ratatouille
There Will Be Blood
Transformers

En iyi kurgu
Kazanan - The Bourne Ultimatum

Diğer adaylar
The Diving Bell and the Butterfly
Into the Wild
No Country For Old Men
There Will Be Blood